ABD ve İran arasında haftalardır süren müzakereler sonucunda 14 maddelik bir yol haritası üzerinde uzlaşıldığı bildirildi. ABD'li üst düzey bir yetkili, Washington ile Tahran arasında varılan mutabakat metninin detaylarını basın mensuplarıyla paylaştı. Metinde askeri operasyonların durdurulması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, nükleer stokların imhası, yaptırımların kaldırılması ve İran'a ait dondurulmuş 300 milyar dolarlık varlıkların serbest bırakılması gibi kritik maddeler yer alıyor.
Hürmüz Boğazı ve güvenlik garantileri
Anlaşmanın en dikkat çeken başlıklarından biri, Hürmüz Boğazı'nın güvenli geçişe açılması oldu. İran, daha önce boğazı mayınlayarak ve askeri tatbikatlarla uluslararası deniz trafiğini tehdit etmişti. Yeni metinde, taraflar boğazda serbest dolaşımı garanti altına alıyor. Ayrıca, bölgedeki askeri faaliyetlerin karşılıklı olarak azaltılması ve şeffaflık mekanizmaları kurulması öngörülüyor.
Nükleer stoklar ve yaptırımlar
Nükleer dosyada, İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoklarının uluslararası denetim altında imha edilmesi veya yurt dışına sevk edilmesi planlanıyor. Buna karşılık ABD ve müttefikleri, İran'a yönelik petrol ve bankacılık yaptırımlarını aşamalı olarak kaldırmayı taahhüt ediyor. İran'ın dondurulmuş varlıkları arasında Güney Kore, Japonya ve Irak'taki hesaplarda bulunan yaklaşık 300 milyar dolar bulunuyor.
Bölgesel istikrar ve gelecek adımlar
Anlaşma metninde ayrıca, Yemen'deki ateşkesin desteklenmesi, Irak ve Suriye'deki vekil güçlerin kontrolü gibi bölgesel istikrarı ilgilendiren maddeler de yer aldı. İran'ın balistik füze programına ilişkin doğrudan bir hüküm bulunmasa da, taraflar konuyu ilerleyen müzakerelerde ele almayı kabul etti.
ABD'li yetkili, anlaşmanın uygulanmasının 6 ila 12 ay sürebileceğini, ancak tarafların ilk adımları önümüzdeki haftalarda atmayı planladığını ifade etti. İranlı diplomatlar ise anlaşmayı "zafer" olarak nitelendirirken, gözlemciler uygulamanın zorluklarına dikkat çekiyor.
Bu gelişmeler, yaklaşık 40 yıllık ABD-İran gerginliğinde yeni bir sayfa açılması anlamına geliyor. Ancak anlaşmanın muhafazakâr kanatlar ve İsrail gibi bölgesel aktörler tarafından sert şekilde eleştirilmesi bekleniyor. Trump dönemindeki tek taraflı çekilmenin yarattığı güvensizlik ortamı, tarafların anlaşmayı eksiksiz uygulama konusunda şüphelerini artırıyor.