ABD ile İran arasında yürütülen gizli diplomasi sonucunda varılan 14 maddelik mutabakat metni, üst düzey bir ABD'li yetkili tarafından ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı. Belgeye göre taraflar, nihai anlaşmaya varmak için 60 günlük bir müzakere süresi öngörüyor. Mutabakat, başta nükleer program olmak üzere bölgesel güvenlik ve ekonomik iş birliği gibi kritik başlıkları kapsıyor.
14 maddenin ana hatları
Yetkilinin aktardığı bilgilere göre mutabakat metninde, İran'ın nükleer faaliyetlerinin kapsamı ve denetlenmesi, uranyum zenginleştirme seviyeleri, uluslararası denetçilerin erişimi, yaptırımların aşamalı olarak kaldırılması, İran'ın balistik füze programına ilişkin kısıtlamalar, bölgesel güçlerin silahlanması, Yemen ve Suriye'deki durum, İsrail ile ilişkiler, enerji iş birliği, ticari ve finansal bağların normalleşmesi, insani yardım koridorlarının açılması, esir takası ve siber güvenlik gibi 14 ana madde bulunuyor. Her bir başlık için ayrıntılı çalışma grupları oluşturulacağı belirtiliyor.
Nükleer başlık altında, İran'ın yüzde 60 seviyesindeki zenginleştirmeyi durdurması ve mevcut stoklarının yurt dışına sevk edilmesi yer alıyor. Buna karşılık ABD, petrol ihracatına yönelik bazı yaptırımları askıya almayı taahhüt ediyor. Balistik füzeler konusunda ise İran'ın 2 bin kilometreden fazla menzilli füzelerinin imhası öngörülüyor.
Tarihsel bağlam ve tepkiler
Mutabakat, 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle çökmesinin ardından yaklaşık yedi yıllık bir aradan sonra gelen en somut diplomatik adım. Uzmanlar, bu mutabakatın başarıya ulaşması halinde Orta Doğu'da dengeleri değiştirebileceğini belirtiyor. İran yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmezken, Tahran'daki kaynaklar mutabakatın ülkenin ulusal çıkarlarına uygun olduğunu ancak ABD'nin geçmişteki güvenilirlik sorununun akıllarda olduğunu dile getiriyor. ABD Kongresi'nde ise özellikle Cumhuriyetçi kanat, anlaşmanın İran'a çok fazla taviz verdiği gerekçesiyle eleştiriyor.
Bağımsız analistler, mutabakatın 60 günlük müzakere sürecinde detaylandırılması gerektiğini ve en büyük zorluğun tarafların birbirine duyduğu güvensizliğin aşılması olduğunu vurguluyor. Özellikle İran'ın bölgesel vekil güçlerle ilişkisi ve ABD'nin İsrail'i tatmin edecek garantiler vermesi kritik başlıklar arasında. Önümüzdeki süreç, tarafların müzakere masasındaki esnekliği ve uluslararası toplumun desteğiyle şekillenecek.