ABD, İsrail ve Lübnan'dan müzakereciler, beşinci tur diplomatik görüşmelerin ardından üçlü çerçeve anlaşmasına imza attı. Anlaşma, İsrail güçlerinin çekilmesi ve sınır hattındaki güvenlik başlıkları dahil olmak üzere taraflar arasındaki ihtilafların çözümüne yönelik diplomatik sürecin ilk adımı olarak değerlendiriliyor.
Anlaşmanın kapsamı ve önemi
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, anlaşma metni tarafların deniz yetki alanları ve kara sınırındaki güvenlik düzenlemelerini kapsıyor. Özellikle Lübnan'ın güneyinde konuşlu İsrail güçlerinin geri çekilmesi ve Birleşmiş Milşetler Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) bölgedeki rolünün netleştirilmesi öngörülüyor. Baş müzakereci olarak görev yapan ABD'li diplomat Amos Hochstein, sürecin bir yılı aşkın süredir devam ettiğini ve bu anlaşmanın tarafları nihai bir barış anlaşmasına yaklaştıracağını ifade etti.
Görüşmelerin detayları
Beşinci tur müzakerelerinin başkent Beyrut'ta gerçekleştiği öğrenildi. Lübnan heyetine Başbakanlık Ofisi'nden kıdemli bir danışman, İsrail heyetine ise Dışişleri Bakanlığı'ndan bir bürokrat başkanlık etti. Toplantıların gizlilik içinde yürütüldüğü, ancak ana hatlarıyla sınır köylerindeki mayın temizliği fiili ateşkes hattının belirlenmesi ve denizdeki doğal gaz yataklarının paylaşımının da gündeme geldiği belirtiliyor. ABD'nin arabuluculuk rolünün halihazırda Haziran ayında başlayan ve tansiyonun düşürülmesini hedefleyen diyalogun bir parçası olduğu kaydedildi.
Taraflardan ilk tepkiler
İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, anlaşmayı 'tarihi bir adım' olarak nitelendirerek, 'Lübnan ile savaş istemiyoruz, güvenlik garantileri karşılığında mevzilerimizi gözden geçirmeye hazırız' dedi. Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Aoun ise anlaşmanın ülkenin egemenliğine saygı gösterilmesi temelinde olduğunu vurguladı. Hizbullah'ın sürece doğrudan dahil olmadığı, ancak Lübnan hükümetinin aldığı kararları desteklediği yönünde açıklamalar yapıldı.
Bölgesel ve küresel etkiler
Analistler, bu anlaşmanın Ortadoğu'daki dengeleri değiştirebileceğini belirtiyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki doğal gaz rezervlerinin paylaşımının önünü açabileceği ve Türkiye, Yunanistan, Mısır gibi ülkelerle olan deniz yetki alanı tartışmalarını da etkileyebileceği ifade ediliyor. ABD'nin bölgede Çin ve Rusya'ya karşı nüfuzunu artırma stratejisi bağlamında, bu anlaşmanın sembolik değeri de büyük.
İsrail ile Lübnan arasında uzun yıllardır süren gerginlik ve silahlı çatışmaların ardından, bu diplomatik girişimin başarıya ulaşması halinde iki ülke arasında ilk kez resmi bir sınır anlaşması imzalanmış olacak. Bunun bölgedeki diğer ihtilaflar için de bir model teşkil etmesi bekleniyor. Ancak uzmanlar, sürecin henüz başında olunduğunu ve her iki tarafta da anlaşmaya karşı çıkan güçlü gruplar bulunduğunu hatırlatıyor.