Sağlık Bakanlığı, yüksek riskli gebeliklerin takibi için hayata geçirilen “Yüksek Riskli Gebelik İzlem Sistemi” kapsamında son 9 ayda 133 bin 261 gebenin ebe takibiyle izlendiğini duyurdu. Sistemde görevli ebeler, riskli gebelere evlerinde veya bulundukları yerde ulaşarak gerekli tüm bilgileri dijital entegrasyonla hastanelere iletti. Uygulama, anne ve bebek ölümlerinin önlenmesi ve sağlıklı doğum oranlarının artırılması hedefiyle yürütülüyor.
Ebe takibi nasıl işliyor?
Sağlık Bakanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen sistemde, riskli gebelik tanısı konulan kadınlar, ebelere yönlendiriliyor. Ebeler, gebelerin adreslerine giderek tansiyon, kan şekeri, kilo takibi gibi temel sağlık kontrollerini yapıyor ve olası riskleri anında hastane bilgi sistemine aktarıyor. Bu sayede uzman doktorlar, gebe hakkında anlık bilgi sahibi olabiliyor. Sistem, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan ve sağlık kuruluşuna erişimde güçlük çeken gebeler için büyük önem taşıyor.
Hedef: anne ve bebek ölümlerini azaltmak
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Türkiye'de anne ölüm oranı son 10 yılda yüzde 50'den fazla azaldı. Ancak yüksek riskli gebelikler, bu alandaki en büyük zorluklardan biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, gebelikte hipertansiyon, diyabet, kalp hastalıkları gibi durumların anne ve bebek için ciddi tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Ebe takibiyle bu risklerin erken tespit edilmesi ve gerekli müdahalenin zamanında yapılması amaçlanıyor. Bakanlık, sistemin 81 ilde yaygınlaştırılması için çalışmalarını sürdürüyor.
Rakamlarla yüksek riskli gebelik takibi
- 9 ayda izlenen yüksek riskli gebe sayısı: 133 bin 261
- Görevli ebe sayısı: 3 bin 200
- Sisteme kayıtlı hastane sayısı: 897
- Yapılan ev ziyareti sayısı: 1,2 milyon
Sistem kapsamında, gebelerin yüzde 85'ine ilk trimesterde ulaşıldığı ve yüzde 90'ının doğuma kadar düzenli takip edildiği bildirildi.
Bağımsız değerlendirme
Yüksek riskli gebelik takibinin ebeler aracılığıyla yapılması, sağlık sisteminin birinci basamak gücünü artıran önemli bir adım. Ancak sistemin sürdürülebilirliği için ebe sayısının artırılması ve teknolojik altyapının sürekli güncellenmesi gerekiyor. Ayrıca, riskli gebelerin psikososyal destek ihtiyacı da göz ardı edilmemeli. Bu uygulamanın, diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilecek bir model olduğu söylenebilir.