Enstitü Sosyal'in yayımladığı kapsamlı rapor, Türkiye yükseköğretim sisteminde yıllardır tartışılan yapısal sorunları somut bir reform çağrısına dönüştürdü. Raporda, dört yıllık lisans eğitiminin esnetilerek üç yıla indirilebilmesi, YÖK'ün yeniden yapılandırılması ve profesörlük yükseltilmesinde süre yerine bilimsel katkının esas alınması gibi çarpıcı öneriler yer alıyor. Akademi kulislerinde büyük yankı uyandıran rapor, Türkiye'nin küresel rekabette geri kalmaması için acil adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
Lisans eğitiminde esneklik: Üç yıl kapısı
Raporun en dikkat çekici önerilerinden biri, dört yıllık lisans programlarının zorunluluğunun kaldırılarak öğrencilere üç yılda mezun olma imkânı tanınması. Mevcut sistemde öğrencilerin büyük bölümü dört yılı tamamlarken, raporda bu sürenin kısaltılmasının hem öğrencilerin iş gücüne daha erken katılmasını hem de üniversitelerin kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlayacağı belirtiliyor. Bunun yanı sıra, disiplinlerarası programların artırılması ve öğrencilere kendi öğrenme hızlarına göre ilerleme fırsatı verilmesi gerektiği ifade ediliyor.
YÖK'ün dönüşümü ve akademik özerklik
Raporda Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) mevcut yapısının değişmesi gerektiği vurgulanıyor. YÖK'ün üniversiteler üzerindeki ağırlıklı denetim ve yönlendirme rolünün hafifletilerek daha çok koordinasyon ve kalite güvencesi sağlayan bir yapıya kavuşturulması öneriliyor. Ayrıca üniversite rektörlerinin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanması yerine, seçim ve atama sürecinin daha katılımcı ve şeffaf hale getirilmesi gerektiği belirtiliyor. Akademik özerkliğin güçlendirilmesi, bilimsel özgürlüğün önündeki idari engellerin kaldırılmasıyla mümkün olacak.
Profesörlükte süre değil, katkı esası
Rapordaki bir diğer reform çağrısı, profesörlük yükseltme kriterlerine ilişkin. Mevcut sistemde doçentlik ünvanı aldıktan sonra geçen belirli bir sürenin ardından başvurulabilen profesörlük için, raporda 'katkı temelli' bir modele geçilmesi öneriliyor. Yani adayların bilimsel yayın sayısı, atıf indeksi, proje yönetimi ve uluslararası iş birliği gibi göstergelerde somut başarılarına bakılması; süre şartının esnetilmesi veya tamamen kaldırılması isteniyor. Bu sayede gerçek anlamda bilime katkı sağlayan araştırmacıların ödüllendirilmesi hedefleniyor.
Bağlam ve değerlendirme
Enstitü Sosyal'in raporu, Türkiye'nin eğitim-öğretim alanında uluslararası sıralamalardaki gerilemesine ve mezun niteliği tartışmalarına bir yanıt niteliği taşıyor. Raporda ayrıca araştırma üniversitelerinin teşvik edilmesi, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının azaltılması, doktora programlarının niteliğinin artırılması ve yabancı dilde eğitimin yaygınlaştırılması gibi başlıklar da yer alıyor. Bu önerilerin hayata geçirilmesi halinde Türk yükseköğretiminin küresel rekabet gücünün önemli ölçüde artacağı öngörülüyor. Reform çağrısının, ilgili tüm paydaşlarda tartışma yaratması ve politika yapıcıları harekete geçirmesi bekleniyor.