YENİ Parti Genel Başkanı Özel, İstanbul'daki Rams Park stadyumunun dere yatağı etkilenme alanına inşa edildiğini öne sürerek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'a yönelik sert eleştirilerde bulundu. Özel, yaptığı konuşmada, "Rams Park'ı yapanlar, bu Rams'ta dere yatağı etkilenme alanına yasak olduğunu bile bile İstanbul'dan alamadıkları ruhsatı Murat Kurum'un imzasıyla 2026'da almışlar" ifadelerini kullandı. Bu açıklamanın ardından Bakan Kurum, belediyelerdeki iş süreçlerine ilişkin bir yanıt verdi.
Özel: "Ruhsatı Bakan Kurum'un imzasıyla aldılar"
YENİ Parti lideri Özel, Rams Park'ın yapım sürecine dair belgelerin altını çizerek, stadyumun dere yatağı etkilenme alanında inşa edilmesinin yasak olmasına rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden ruhsat alamadıklarını, ancak 2026 yılında Bakan Kurum'un imzasıyla ruhsatın verildiğini savundu. Özel, "Burada bir usulsüzlük varsa bunun sorumlusu ruhsatı veren makamdır. Kararı onaylayan, ruhsatı veren sensin!" diyerek Bakan Kurum'u hedef aldı. Özel'in bu sözleri, siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı.
Bakan Kurum'dan belediyelere gönderme
Özel'in açıklamalarının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Belediyelerinizdeki iş süreçlerini iyi takip edin. Ruhsat süreçleri şeffaf ve hukuka uygun şekilde yürütülmektedir. İstanbul'da yaşanan bu tür iddialar, belediyelerin kendi içindeki işleyişle ilgilidir" ifadelerini kullandı. Kurum, ayrıca bakanlığının tüm ruhsatlandırma işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu vurguladı.
Rams Park stadyumu, 2026 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştı. Stadyumun bulunduğu alanın dere yatağı etkilenme alanında olması, çevre ve şehircilik açısından tartışmalara yol açmıştı. Uzmanlar, dere yataklarına yapılan yapıların sel riski taşıdığını belirtiyor. YENİ Parti'nin iddiaları, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Siyasi tarafların pozisyonları
YENİ Parti, iktidarın çevre ve şehircilik politikalarını eleştirirken, Bakan Kurum'un açıklamaları, belediyelerin sorumluluk alanına işaret ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak muhalefet, ruhsat sürecindeki onayın Bakanlık tarafından verildiğini savunuyor. İktidar kanadı ise belediyelerin kendi yetki alanlarında gerekli denetimleri yapması gerektiğini dile getiriyor.
Öte yandan, Rams Park'ın yapımına ilişkin çevre etki değerlendirme raporlarının şeffaf olmadığı yönünde eleştiriler de bulunuyor. Şehir plancıları, dere yatağı etkilenme alanlarında yapılaşmanın önlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu tür alanlarda yapılan yapıların, olası afetlerde can ve mal güvenliğini tehdit ettiği biliniyor.
Kamuoyu ve siyasi yansımalar
YENİ Parti lideri Özel'in açıklamaları, özellikle İstanbul'da yaşayan seçmenler arasında yankı buldu. Siyasi analistler, bu tartışmanın yerel seçimler öncesinde önemli bir gündem maddesi haline gelebileceğini belirtiyor. Bakan Kurum'un yanıtı ise, belediyelerin sorumluluklarına dikkat çekerek, tartışmayı yerel yönetimler düzeyine indirme çabası olarak yorumlanıyor.
Rams Park'ın bulunduğu bölgede yaşayan vatandaşlar, stadyumun çevresel etkileri konusunda endişeli. Dere yatağına yakınlık nedeniyle sel riski taşıdığını düşünenler, yetkililerden açıklama bekliyor. Konuyla ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın detaylı bir inceleme başlatıp başlatmayacağı ise henüz bilinmiyor.
Bu gelişmeler, Türkiye'de çevre ve şehircilik politikalarının ne kadar hassas bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. İktidar ve muhalefet arasındaki karşılıklı suçlamalar, sorunun çözümünü zorlaştırırken, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşıyor. Rams Park örneği, dere yataklarına yapılan yapıların denetimi ve ruhsatlandırma süreçlerinin şeffaflığı konusunda daha kapsamlı bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, YENİ Parti ile Bakan Kurum arasındaki bu tartışma, sadece bir stadyumun ruhsatıyla sınırlı kalmayıp, çevre duyarlılığı ve yerel yönetimlerin yetkileri gibi daha geniş konulara uzanıyor. Yaşananlar, şehircilik politikalarının siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.