Libya Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı’nı oy birliğiyle onaylayarak 2020 tarihli ret kararını iptal etti. Karar, Avrupa Birliği (AB) tarafından tepkiyle karşılandı. AB, anlaşmanın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu ve geçersiz olduğunu savundu. Gelişme, Doğu Akdeniz’deki enerji ve sınır tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Libya Meclisi’nden Kritik Onay
Libya’nın doğusundaki Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi, 2019’da imzalanan deniz yetki anlaşmasını oy birliğiyle kabul etti. Meclis ayrıca 2020’de anlaşmayı reddeden önceki kararını da iptal etti. Bu adım, Türkiye ile Libya arasındaki işbirliğinin hukuki zeminini güçlendiriyor. Anlaşma, iki ülkenin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını belirleyerek bölgedeki petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine yön veriyor.
Türkiye, anlaşmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu savunurken, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi anlaşmayı kendi egemenlik haklarına tecavüz olarak nitelendiriyor. AB de bu çerçevede anlaşmaya karşı çıktığını yineledi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptığı açıklamada anlaşmanın “deniz hukuku kurallarına aykırı olduğunu ve üçüncü ülkeler açısından bağlayıcılığı bulunmadığını” belirtti.
AB’den Yunanistan ve Kıbrıs’a Destek
Avrupa Birliği, Libya Temsilciler Meclisi’nin kararının ardından Yunanistan ve Kıbrıs’ın yanında olduğunu açıkladı. AB yetkilileri, anlaşmanın bölgesel istikrarı tehdit ettiğini öne sürerek üye ülkelerin haklarını koruma sözü verdi. Bu tutum, AB’nin Doğu Akdeniz politikasında Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin pozisyonunu desteklediğini bir kez daha gösterdi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, kararı “provokasyon” olarak değerlendirerek anlaşmanın yok hükmünde olduğunu savundu. Kıbrıs Rum Yönetimi ise AB’yi daha sert önlemler almaya çağırdı. Türkiye ise anlaşmanın Libya’nın egemenlik haklarına dayandığını ve bölgesel barışa katkı sağlayacağını vurguluyor.
Doğu Akdeniz’de Enerji ve Sınır Tartışmaları
Doğu Akdeniz, son yıllarda keşfedilen doğalgaz rezervleriyle enerji jeopolitiğinin merkezine yerleşti. Türkiye, Libya ile 2019’da imzalanan mutabakatla kıta sahanlığı sınırlarını belirleyerek bölgedeki arama faaliyetlerini meşrulaştırmayı hedefliyor. Yunanistan ve Kıbrıs ise kendi münhasır ekonomik bölgelerini ilan ederek Türkiye’nin bu hamlesini engellemeye çalışıyor.
AB’nin 2020’de Libya’ya yönelik ret kararını memnuniyetle karşılaması, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ve askeri hamlelerini dengelemeye yönelikti. Ancak Libya Meclisi’nin son kararı, bu dengeyi tersine çevirebilir. Uzmanlar, anlaşmanın onaylanmasının Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hukuki ve stratejik konumunu güçlendireceğini, ancak AB ve Yunanistan ile gerilimi artırabileceğini belirtiyor.
Arka Plan: 2019 Mutabakatı ve 2020 Ret Kararı
Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı, 27 Kasım 2019’da dönemin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayez el-Sarraj ile imzalanmıştı. Anlaşma, iki ülkenin karşılıklı kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerini belirliyordu. Ancak Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 2020’de anlaşmayı reddetmiş ve iptal etmişti. O dönemde AB de anlaşmayı tanımadığını açıklamıştı.
Libya’daki siyasi bölünmüşlük, anlaşmanın uygulanmasını zorlaştırıyordu. Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ile Trablus merkezli UMH arasındaki çekişme, deniz yetki anlaşmasının akıbetini belirsiz kılıyordu. Son karar, Libya’nın doğusundaki meclisin anlaşmayı benimsemesiyle bu belirsizliği kısmen ortadan kaldırdı. Ancak Libya’da hâlâ istikrarlı bir hükümetin bulunmaması, anlaşmanın uluslararası alanda ne ölçüde bağlayıcı olacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Değerlendirme: Gerilim mi, İşbirliği mi?
Libya Temsilciler Meclisi’nin kararı, Doğu Akdeniz’deki güç dengesini Türkiye lehine değiştirebilir. AB’nin tepkisi ve Yunanistan’ın sert açıklamaları, bölgede yeni bir gerilim dalgasının habercisi. Ancak diplomatik kanalların açık tutulması, enerji kaynaklarının adil paylaşımı ve uluslararası hukuka saygı çerçevesinde bir çözüm umudu hâlâ mevcut. Türkiye’nin Libya ile ilişkilerini derinleştirmesi, Akdeniz’deki dengeleri etkilemeye devam edecek gibi görünüyor.