Gazi Üniversitesi'nin simgesi haline gelen logoyu 1981 yılında Atatürk'ün 'Gazi' imzasından esinlenerek çizen 80 yaşındaki Kenan Kökkaya, internet üzerinde yaptığı araştırmada logonun kim tarafından yapıldığına dair hiçbir bilgiye rastlamayınca harekete geçti. Yıllar sonra eserinin sahipsiz kaldığını gören Kökkaya, üniversiteye başvurarak logonun tescil edilmesini talep etti. Kökkaya, 'Bu logo benim eserim, torunlarıma miras kalsın istiyorum' dedi.
Logonun hikayesi
1981 yılında Gazi Üniversitesi'nin kuruluş çalışmaları sırasında dönemin rektörü Prof. Dr. Şakir Akça, üniversiteye bir logo hazırlanması için görevlendirme yaptı. O dönem üniversitede grafik tasarımcı olarak çalışan Kenan Kökkaya, Atatürk'ün 'Gazi' imzasını inceleyerek bir logo tasarladı. Logoda 'Gazi' yazısı, Atatürk'ün el yazısına benzer şekilde stilize edildi. Kökkaya, çizimleri tamamladıktan sonra eserini rektöre sundu. Prof. Dr. Akça, logoyu beğenerek üniversitenin resmi amblemi olarak kabul etti ve Kökkaya'ya teşekkür plaketi verdi. Ancak yıllar içinde logonun tasarımcısı unutuldu ve üniversitenin resmi belgelerinde yer almadı.
44 yıl sonra tescil başvurusu
Kenan Kökkaya, emekli olduktan sonra internet üzerinde üniversite logosunu araştırdı. Logonun kullanıldığını ancak hiçbir yerde tasarımcısının adının geçmediğini fark etti. Bunun üzerine 2025 yılında Gazi Üniversitesi Rektörlüğü'ne başvurarak logonun tescil edilmesini ve kendisinin tasarımcı olarak kayıtlara geçirilmesini talep etti. Kökkaya, 'Bu benim emeğim. 44 yıl sonra bile olsa hakkımı almak istiyorum. Torunlarıma miras olarak bırakabileceğim bir belge olmasını istiyorum' ifadelerini kullandı. Üniversite yetkilileri, başvuruyu incelemeye aldıklarını ve gerekli değerlendirmelerin yapılacağını açıkladı.
Gazi Üniversitesi logosunun önemi
Gazi Üniversitesi logosu, hem üniversitenin kurumsal kimliğinin bir parçası hem de Atatürk'e olan bağlılığın bir sembolü olarak büyük önem taşıyor. 1982 yılında kurulan üniversite, logoyu tüm resmi yazışmalarında, diplomalarında ve tanıtım materyallerinde kullanıyor. Logo, aynı zamanda Ankara'nın eğitim alanındaki simgelerinden biri haline geldi. Kenan Kökkaya'nın başvurusu, kamuoyunda logonun hikayesine olan ilgiyi artırdı. Üniversite mezunları ve öğrenciler, sosyal medyada logonun tasarımcısının tanınması gerektiğini belirten paylaşımlar yaptı.
Telif hakkı ve tescil süreci
Fikri mülkiyet hukuku çerçevesinde, bir eserin sahibinin belirtilmesi ve tescili, yaratıcının haklarını korumak açısından önem taşıyor. Kökkaya'nın başvurusu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılacak tescil ile sonuçlanabilir. Uzmanlar, logonun 1981'de yapıldığı ve o dönemde herhangi bir tescil işlemi yapılmadığı için Kökkaya'nın hak sahipliğini kanıtlamasının zaman alabileceğini belirtiyor. Ancak üniversitenin desteği ve döneme ait belgeler, süreci hızlandırabilir. Kökkaya, elinde plaket ve dönemin rektörüyle çekilmiş fotoğraflar bulunduğunu söylüyor.
Kenan Kökkaya'nın 44 yıl sonra başlattığı bu mücadele, emeğe saygı ve fikri mülkiyetin korunması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Üniversite logolarının çoğu zaman kimin tarafından yapıldığı bilinmezken, bu başvuru kurumsal hafızanın tazelenmesine de katkı sağlayabilir. Kökkaya'nın talebi, üniversite tarafından olumlu karşılanırsa, benzer durumdaki diğer tasarımcılara da ilham verebilir. Sonuç olarak, bir eserin yaratıcısının unutulmaması, kültürel mirasın korunması açısından da değerli bir adımdır.