Türkiye, Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika arasındaki ticaret akışlarında yalnızca bir köprü değil, yükün toplandığı, dağıtıldığı ve katma değer üretildiği bir lojistik merkez olmayı hedefliyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın ortaya koyduğu stratejiye göre, ülkenin coğrafi konumu bir transit güzergâh olmanın ötesinde, bölgesel bir dağıtım ve üretim üssüne dönüştürülecek. Bu hedef, son yıllarda art arda hayata geçirilen mega projelerle somutlaşıyor: Marmaray, İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osmangazi Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve hâlâ inşaatı süren Kanal İstanbul gibi projeler, sadece ulaşımı iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’yi küresel tedarik zincirlerinin kritik bir düğüm noktası haline getirmeyi amaçlıyor.
Lojistikte Yeni Dönem: Topla-Dağıt ve Katma Değer
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin lojistik vizyonunu “köprü olmaktan çıkıp merkez olmak” sözleriyle özetliyor. Bu vizyon, yükün sadece bir noktadan diğerine taşınması değil, aynı zamanda depolanması, işlenmesi, paketlenmesi ve katma değerli hale getirilerek yeniden dağıtılması anlamına geliyor. Bu kapsamda, demiryolu yatırımlarına ağırlık veriliyor. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hattı, Orta Koridor’un bel kemiği olarak Asya’dan Avrupa’ya kesintisiz yük taşımacılığı sağlıyor. Bu hat üzerinden geçen yük miktarı her yıl artıyor; 2023’te yaklaşık 1,5 milyon ton olan taşıma kapasitesinin 2025’te 3 milyon tona çıkarılması planlanıyor.
Liman yatırımları da bu hedefe hizmet ediyor. Mersin Limanı, İzmir Alsancak Limanı, Kocaeli’deki limanlar ve Kuzey Marmara Otoyolu bağlantılı limanlar, Akdeniz ve Karadeniz’deki ticaret yollarını birbirine bağlıyor. Özellikle Mersin Limanı, Orta Doğu ve Asya’dan gelen yükün Avrupa’ya aktarılmasında kilit rol oynuyor. 2023’te Mersin Limanı’nda elleçlenen yük miktarı 20 milyon tonu aştı. Bu rakamın önümüzdeki beş yıl içinde 30 milyon tona ulaşması bekleniyor.
Havalimanları da lojistik merkez hedefinin önemli bir ayağını oluşturuyor. İstanbul Havalimanı, kargo taşımacılığında Avrupa’nın en büyükleri arasında yer alıyor. 2023’te 2,5 milyon ton kargo taşıyan havalimanı, 2024’te bu rakamı 3 milyon tona çıkarmayı hedefliyor. Ayrıca, Sabiha Gökçen Havalimanı ve diğer şehirlerdeki havalimanları da kargo kapasitesini artırıyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin sadece transit değil, aynı zamanda depolama ve dağıtım üssü olma iddiasını güçlendiriyor.
Jeopolitik Riskler ve Rekabet
Türkiye’nin lojistik merkez olma hedefi, jeopolitik risklerden bağımsız değil. Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar ve Kızıldeniz’deki güvenlik sorunları, tedarik zincirlerinde dalgalanmalara yol açıyor. Ancak Türkiye, bu riskleri fırsata çevirme potansiyeline sahip. Özellikle Orta Koridor, Kuzey Koridor’a (Rusya üzerinden) ve Güney Koridor’a (Süveyş Kanalı üzerinden) alternatif olarak öne çıkıyor. 2022’de Kazakistan’dan Avrupa’ya Orta Koridor üzerinden yapılan taşımalar %60 artış gösterdi. Bu artış, Türkiye’nin lojistik altyapısına yapılan yatırımların ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor.
Ancak rekabet de kızışıyor. Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya gibi ülkeler de transit güzergâh olma yolunda yatırımlar yapıyor. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Balkanlar’da ve Orta Doğu’da attığı adımlar, Türkiye’nin önüne geçme potansiyeli taşıyor. Bu noktada, Türkiye’nin lojistik merkez olma hedefini sürdürebilmesi için sadece altyapı değil, aynı zamanda gümrük işlemlerinin hızlandırılması, lojistik köylerin kurulması ve dijitalleşme gibi konularda da ilerleme kaydetmesi gerekiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 2023-2035 yıllarını kapsayan Lojistik Master Planı ile bu alanlarda somut adımlar atmayı planlıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin “köprü değil merkez olma” hedefi, ekonomik büyüme ve jeopolitik ağırlık açısından stratejik bir hamle. Coğrafi konum, genç nüfus ve gelişen altyapı, bu hedefi destekleyen unsurlar. Ancak başarı, sadece kamu yatırımlarına değil, özel sektörün lojistik yatırımlarına, uluslararası iş birliklerine ve istikrarlı bir dış politikaya bağlı. Türkiye’nin bu vizyonu, bölgesel ticaretin şekillenmesinde belirleyici olabilir; yeter ki söylemden eyleme geçişte kararlılık gösterilsin.