Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ikinci çeyreğine ilişkin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre Türkiye ekonomisi, Nisan-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,3 oranında büyüme kaydetti. Bu rakam, piyasa beklentilerinin hafif altında kalırken, ekonomideki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 artış gösterdi.
Büyümenin Kaynakları: İç Talep ve İhracat Dengesi
İkinci çeyrekte büyümenin ana itici gücü, özel tüketim harcamaları oldu. Yurt içi yerleşik hanehalklarının tüketimi yıllık bazda yüzde 3,1 artarak büyümeye olumlu katkı sağladı. Devletin nihai tüketim harcamaları da yüzde 2,8 ile destekleyici oldu. Öte yandan, yatırımlar tarafında makine ve teçhizat yatırımları yüzde 1,5 artarken, inşaat yatırımlarında yüzde 0,6'lık sınırlı bir gerileme yaşandı. İhracat, mal ve hizmetlerde yüzde 5,4 artarken, ithalat da yüzde 3,2 yükseldi. Net ihracatın büyümeye katkısı negatif olurken, stok değişmeleri büyümeyi olumlu etkiledi.
Sektörel Görünüm: Hizmetler Öncü, Sanayi Zayıf
Sektörel bazda bakıldığında, hizmet sektörü yüzde 3,8 ile en güçlü büyüme performansını sergiledi. Bilgi ve iletişim sektörü yüzde 4,2, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,6, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,9 artış kaydetti. Sanayi sektörü ise yalnızca yüzde 0,9 büyüyebildi; bu, üretim tarafındaki zayıflığın devam ettiğini gösterdi. Tarım sektörü ise yüzde 1,1 ile sınırlı bir artış gösterdi. İnşaat sektöründeki daralma ise dikkat çekiciydi; bu sektör yüzde 1,4 küçüldü.
Büyüme Rakamları Ne Anlama Geliyor?
Yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,8 büyüyen Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrekte ivmelenerek yılın ilk yarısında ortalama yüzde 2,05 büyüme kaydetmiş oldu. Ancak bu oran, hükümetin orta vadeli programda (OVP) öngördüğü yıl sonu hedefinin oldukça altında. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası ve kredi koşullarındaki zorluklar, iç talebi ve yatırımları baskılıyor. Özellikle yüksek faiz ortamı, üretim ve tüketim kararlarını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, yılın geri kalanında büyümenin yavaş seyrini koruyacağını, ancak dış talepteki toparlanma ve turizm gelirlerinin desteğiyle üçüncü çeyrekte sınırlı bir iyileşme olabileceğini belirtiyor.
Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin izleyeceği politikalar, büyüme ile enflasyon arasındaki dengeyi belirleyecek. Yapısal reformların hayata geçirilmesi, verimlilik artışı ve katma değeri yüksek üretime geçiş, sürdürülebilir büyüme için kritik önem taşıyor. Piyasa katılımcıları, enflasyonun düşüş trendine girmesiyle faiz indirimlerinin başlamasını ve bu sayede ekonomik aktivitenin canlanmasını umut ediyor.