Türk Tabipleri Birliği (TTB), kamu sağlık kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasındaki elektronik veri ve faturalandırma işlemlerinin yürütüldüğü Medikal Ulak (MEDULA) sistemi üzerinden hekimlere getirilen kontrol ve onay yükümlülüğünün sonlandırılması için harekete geçti. TTB, 1 Eylül 2026 itibarıyla uygulanmaya başlanan düzenlemeye ilişkin Sağlık Bakanlığı ve SGK'ye resmi yazı göndererek, hekimlerin tıbbi karar süreçlerine müdahale anlamına gelen bu uygulamanın kaldırılmasını talep etti.
MEDULA'da yeni dönem: Hekimlere kontrol ve onay yükü
Edinilen bilgilere göre, 1 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe giren düzenleme ile birlikte MEDULA sistemi üzerinden gerçekleştirilen tıbbi işlemlerde hekimlere ek kontrol ve onay sorumlulukları getirildi. Bu kapsamda hekimler, sistemde kayıtlı işlemleri tek tek kontrol ederek onaylamakla yükümlü hale geldi. TTB, söz konusu düzenlemenin hekimlerin asli görevi olan teşhis ve tedavi süreçlerinden zaman ayırmasına neden olduğunu, ayrıca tıbbi kararlar üzerinde idari bir baskı oluşturduğunu savunuyor.
TTB tarafından Sağlık Bakanlığı ve SGK'ye gönderilen yazıda, hekimlerin mesleki bağımsızlığının korunması gerektiği vurgulandı. Yazıda, MEDULA sisteminin faturalandırma ve veri akışı sağlama işlevinin ötesine geçerek hekimlerin klinik kararlarını denetleyen bir mekanizmaya dönüştüğü ifade edildi. TTB, bu uygulamanın hem hasta güvenliğini hem de sağlık hizmetlerinin kalitesini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Hekimlerin iş yükü artıyor
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan sağlık çalışanları, yeni düzenlemenin poliklinik hizmetlerinde ek bir bürokratik yük oluşturduğunu belirtiyor. Hekimler, halihazırda yoğun hasta bakımı ve kayıt işlemleriyle uğraşırken, bir de sistem üzerinden her işlemi kontrol edip onaylamak zorunda kalmanın zaman kaybına yol açtığını dile getiriyor. Bu durumun hasta muayene sürelerini kısaltabileceği ve hekimlerin mesleki motivasyonunu düşürebileceği ifade ediliyor.
TTB'nin yazısında ayrıca, MEDULA sistemindeki kontrol ve onay yükümlülüğünün hekimlerin tıbbi hatalardan sorumlu tutulmasına zemin hazırlayabileceği belirtildi. Hekimlerin, sistemde onayladıkları her işlemden dolayı idari ve hukuki risk altına girebileceği, bunun da savunmacı tıp uygulamalarını teşvik edebileceği kaydedildi.
Sağlık Bakanlığı ve SGK'ye çağrı
TTB, Sağlık Bakanlığı ve SGK'ye gönderdiği yazıda, hekimlere getirilen kontrol ve onay yükümlülüğünün derhal kaldırılmasını talep etti. Yazıda, MEDULA sisteminin sağlık hizmet sunumunu kolaylaştıracak şekilde yeniden düzenlenmesi, hekimlerin mesleki özerkliğine saygılı bir yapıya kavuşturulması gerektiği vurgulandı. TTB, aksi halde konuyu yargıya taşıyabileceklerini de ima etti.
Sağlık Bakanlığı ve SGK'den konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak TTB'nin girişimi, sağlık camiasında geniş yankı uyandırdı. Birçok hekim ve sağlık emekçisi örgütü, TTB'nin çağrısına destek vererek, uygulamanın bir an önce gözden geçirilmesini istedi.
MEDULA nedir, ne işe yarar?
MEDULA (Medikal Ulak), kamu sağlık kurumları ile SGK arasında elektronik ortamda veri ve faturalandırma işlemlerinin yürütüldüğü bir sistemdir. Sağlık hizmetlerinin kayıt altına alınması, faturalandırılması ve geri ödeme süreçlerinin takibi amacıyla kullanılır. Sistem, sağlık kurumlarının SGK'ye sunduğu hizmetlerin elektronik ortamda denetlenmesini ve ödemelerin buna göre yapılmasını sağlar. Ancak son düzenlemeyle birlikte sistem, hekimlerin tıbbi işlemlerini kontrol ve onay yükümlülüğü getirerek, hekimlerin klinik kararlarını da kapsayacak şekilde genişletildi.
Sağlıkta bürokrasi ve mesleki özerklik tartışması
TTB'nin bu çıkışı, Türkiye'de sağlık sistemindeki bürokratik yükün ve hekimlerin mesleki özerkliğinin ne kadar tartışmalı bir konu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Son yıllarda sağlıkta dijitalleşme adımları hız kazanırken, hekimler sık sık artan idari yüklerden şikayet ediyor. TTB, bu tür düzenlemelerin hekimlerin görüşü alınmadan hayata geçirilmesinin sağlık hizmetlerinin kalitesini düşüreceğini savunuyor.
Uzmanlar, MEDULA benzeri sistemlerin doğru kurgulandığında sağlık hizmetlerinde verimliliği artırabileceğini, ancak hekimleri birer veri giriş elemanı gibi konumlandırmanın tıbbi etik ve hasta hakları açısından sakıncalar taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle TTB'nin çağrısı, yalnızca bir meslek örgütünün talebi değil, aynı zamanda sağlık sisteminin geleceğine dair önemli bir tartışmayı da başlatmış durumda.
Önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı ve SGK'nin vereceği yanıt, hekimlerin çalışma koşullarını ve sağlık hizmetlerinin işleyişini doğrudan etkileyecek. TTB'nin girişimi, sağlıkta karar alma süreçlerinde meslek örgütlerinin ne kadar etkili olabileceğini göstermesi açısından da yakından takip ediliyor.