ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik tehditlerini artırarak, "İstediğimiz zaman saldırmaya hazırız" dedi. Bu açıklamaların ardından, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki kritik hedeflerin vurulduğu yönünde haberler gündeme geldi. İran yönetiminin ise buna karşılık olarak Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'te bulunan ABD üslerine misilleme yapma hazırlığında olduğu iddia ediliyor.
Trump'ın Sert Mesajları
Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Başkan Trump'ın ulusal güvenlik danışmanlarıyla yaptığı toplantıda İran'a karşı askeri seçeneklerin masada olduğunu yinelediği belirtildi. Trump, daha önce de İran'ın nükleer programına ve bölgedeki milis güçlerine destek vermesine sert tepki göstermişti. Son açıklamasında ise, "İran'ın saldırganlığına daha fazla müsamaha göstermeyeceğiz. Ordumuz, donanmamız ve hava kuvvetlerimiz her an harekete geçmeye hazır. İstediğimiz zaman saldırabiliriz" ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı'nda Kritik Anlar
Trump'ın bu tehditlerinin hemen ardından, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda askeri hareketlilik yaşandığı bildirildi. Bölgedeki tanıklara göre, ABD savaş gemileri ve İran Devrim Muhafızları'na ait tekneler arasında gergin anlar yaşandı. Henüz doğrulanmayan bilgilere göre, ABD güçleri boğazdaki bazı İran adalarına yönelik hava saldırısı düzenledi. Ancak Pentagon'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi.
İran tarafı ise, saldırılara karşılık verme hazırlığında olduğunu duyurdu. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, yaptığı açıklamada, "ABD'nin bu pervasız davranışları bölgede yeni bir felakete yol açabilir. İran, topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşı meşru müdafaa hakkını kullanacaktır" dedi. Ayrıca, İran ordusunun yüksek alarma geçirildiği ve Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD askeri üslerini hedef alan füzelerin konuşlandırıldığı öne sürüldü.
Bölgesel Tepkiler ve Uluslararası Endişe
Yaşanan bu gelişmeler, bölge ülkeleri ve uluslararası toplumda büyük endişe yarattı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tarafları itidale çağırırken, Avrupa Birliği ise diyalog çağrısında bulundu. Rusya ve Çin ise, ABD'nin tek taraflı askeri müdahalelerine karşı çıkarak, BM Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı.
Petrol piyasalarında bu gelişmelerle birlikte ani bir yükseliş yaşandı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 4'ün üzerinde artarak 95 doları aştı. Ekonomistler, boğazın kapanması durumunda küresel enerji krizinin kaçınılmaz olacağını belirtiyor.
Tarihsel Arka Plan
ABD ile İran arasındaki gerginlik, 1979'daki İslam Devrimi'nden bu yana inişli çıkışlı bir seyir izledi. Son dönemde ise, 2018'de Trump'ın nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden devreye sokmasıyla tırmanışa geçti. İki ülke, Ocak 2020'de ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle savaşın eşiğine gelmişti. İran'ın misillemesi sonucu Irak'taki Ayn el-Esed üssüne düzenlenen füze saldırısında çok sayıda ABD askeri yaralanmıştı.
Analistler, şu anki krizin öncekilerden daha tehlikeli olduğu görüşünde. Zira taraflar arasında doğrudan bir iletişim hattının olmaması, yanlış hesaplamaların savaşa yol açabileceği riskini artırıyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, Trump'ın seçim öncesi dış politikada sert bir duruş sergileme çabası, İran ile çatışma riskini ciddi şekilde artırmaktadır. Bölgede kalıcı istikrarın sağlanması için tarafların karşılıklı güven artırıcı adımlar atması ve müzakere masasına dönmesi bir zorunluluk olarak görünüyor.