ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşme ihtimaline açık olduğunu ifade etti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, şu anda planlanmış bir görüşme bulunmadığını, ancak Trump yönetiminin böyle bir temasa "kesinlikle açık" olduğunu belirtti. Açıklamalar, iki ülke arasındaki gerilimin seyri açısından yeni bir diplomasi penceresi olarak değerlendiriliyor.
Diplomatik temas sinyali
Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ile diyalog kapısının kapalı olmadığını söyledi. "Eğer doğru şartlar oluşursa görüşmeye hazırım" diyen Trump, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerinin masada olacağını ima etti. Bu sözler, Trump'ın ilk başkanlık döneminde İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasından farklı bir ton olarak yorumlandı.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise bir brifingde yaptığı değerlendirmede, "Şu anda planlanmış bir görüşme yok. Ancak Başkan Trump, İran ile doğrudan temas kurmaya kesinlikle açık" ifadelerini kullandı. Rubio, İran'ın davranışlarında somut bir değişiklik görülmesi halinde diplomasinin öncelik kazanabileceğini ekledi.
İran cephesinden henüz yanıt yok
İran yönetiminden konuya ilişkin resmi bir açıklama henüz gelmedi. Ancak Tahran'ın son dönemde Avrupa ülkeleriyle yürüttüğü nükleer müzakerelerde temkinli bir tutum sergilediği biliniyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, göreve geldiğinden bu yana Batı ile ilişkilerde yapıcı diyalog mesajları veriyor; fakat ülke içindeki muhafazakâr kanadın bu tür bir görüşmeye karşı çıkabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, Trump'ın açıklamalarının bir müzakere taktiği olabileceğini, İran'ın öncelikle ekonomik yaptırımların hafifletilmesini talep edeceğini öngörüyor. ABD'nin ise İran'dan nükleer programında geri adım ve bölgesel milis gruplara desteğini azaltmasını isteyeceği düşünülüyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Olası bir Trump-Pezeşkiyan görüşmesi, Orta Doğu'daki dengeleri doğrudan etkileyebilir. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin, ABD'nin İran ile yakınlaşmasına temkinli yaklaştığı biliniyor. Öte yandan Rusya ve Çin, İran ile enerji ve güvenlik alanında iş birliğini sürdürüyor; ABD-İran diyaloğu bu ülkelerin bölgesel politikalarını da etkileyebilir.
Nükleer anlaşma (JCPOA) sürecinde taraflar arasındaki güven eksikliği halen giderilebilmiş değil. Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından İran uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmiş, uluslararası denetimler kısıtlanmıştı. Yeni bir görüşme, bu sürecin yeniden rayına oturması için bir fırsat olarak görülse de somut adım için henüz erken.
Diplomasi mi, baskı mı?
Trump yönetiminin açıklamaları, "diplomasiye yeşil ışık" olarak okunurken, aynı zamanda İran'a yönelik yaptırımların devam ettiği ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını koruduğu gerçeği göz ardı edilmemeli. Rubio'nun "kesinlikle açık" ifadesi, koşullu bir kapı aralama olarak değerlendiriliyor. İran'ın vereceği yanıt ve atılacak adımlar, bu diplomatik açılımın ne kadar ciddi olduğunu gösterecek. Şimdilik taraflar arasında resmi bir takvim yok; ancak söylem düzeyindeki yumuşama, ileride yüz yüze bir görüşmenin zeminini hazırlayabilir.