ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen nükleer müzakerelerde bir anlaşmaya çok yaklaştıklarını belirterek hafta sonunu işaret etse de, Ortadoğu'da barış umutları bir kez daha kırılgan bir zeminde duruyor. Washington'da Kongre'den yükselen savaş karşıtı sesler, İran'ın nükleer programına dair uluslararası endişeler ve Lübnan'da son aylarda ilan edilen ateşkesin uygulamada sadece kâğıt üzerinde kalması, bölgedeki çifte kördüğümü daha da derinleştiriyor.
Müzakere Masasında Son Hafta Sonu İşareti
Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ile müzakerelerin iyi ilerlediğini ve bu hafta sonu bir anlaşmanın imzalanabileceğini söyledi. Ancak bu iyimser söylemin arkasında, Tahran yönetiminin zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırmaya devam ettiği ve uluslararası denetçilere kısıtlı erişim izni verdiği gerçeği yatıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, müzakerelerdeki püf noktaların henüz çözülmediğini, özellikle yaptırımların kaldırılması ve İran'ın balistik füze programı konularında taraflar arasında derin görüş ayrılıkları bulunduğunu dile getirdi. İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, 'ABD'nin iyi niyeti kanıtlayıcı adımlar atması gerektiğini' vurguladı.
Kongre'den Savaş Karşıtı Çıkış
Trump'ın anlaşma konusundaki iyimserliğine karşın, ABD Kongresi'nde savaş karşıtı sesler yükseliyor. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Bob Menendez, 'Yeni bir anlaşma eski anlaşmadan daha kapsamlı olmalı, aksi takdirde İran'ın nükleer silah elde etmesi kaçınılmazdır' dedi. Öte yandan, bazı Demokrat milletvekilleri, Başkan'ın Kongre'ye danışmadan İran'la askeri bir çatışmaya girebileceği endişesiyle bir yetki tasarısı hazırlığında. Bu siyasi gerilim, İran dosyasının sadece diplomatik değil, iç politikada da bir kördüğüm olduğunu gösteriyor.
Lübnan'da Kâğıt Üzerinde Ateşkes
Ortadoğu'daki ikinci kördüğüm ise Lübnan'da yaşanıyor. Geçen aylarda Hizbullah ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşması, uygulamada etkisiz kalırken, Lübnan ordusunun ülkenin güneyinde kontrolü sağlamakta yetersiz kaldığı belirtiliyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri, ateşkesin ihlal edildiğine dair raporlar aldıklarını ancak bunların çoğunun doğrulanamadığını söylüyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, yayımladığı bir açıklamada, 'İsrail'in saldırgan politikalarına karşı direniş hazırlıklarının sürdüğünü' ifade etti. Bu durum, Lübnan'da siyasi istikrarsızlığın devam etmesine ve ekonomik krizin daha da derinleşmesine yol açıyor.
Bölgesel Güç Mücadelesi ve Bağlam
Ortadoğu'daki çifte kördüğüm, ABD'nin füze kalkanı projeleri, Suudi Arabistan-İran rekabeti ve İsrail-Filistin sorununun gölgesinde şekilleniyor. Britanya merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan bir analist, 'Bu müzakerelerin sonucu sadece nükleer programı değil, bölgedeki güç dengelerini de değiştirecek' yorumunu yapıyor. Ancak Trump'ın sürekli olarak tarih vermesi, daha önce yaptığı iyimser açıklamaların tutulmaması nedeniyle şüpheyle karşılanıyor. Geçmişte Kuzey Kore müzakerelerinde de benzer bir 'anlaşma yakın' söylemi kullanan Trump, sonuç alamamıştı.
Ortadoğu'daki bu çifte kördüğüm, küresel barış için bir sınav niteliği taşıyor. Trump'ın hafta sonu işareti, siyasi bir manevra mı yoksa gerçek bir diplomatik kırılma mı sorusunu akıllara getiriyor. Kongre'deki savaş karşıtı sesler ve Lübnan'da kağıt üzerinde kalan ateşkes, diplomatik çabaların yanı sıra sahadaki realitelerin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Bağımsız analistlere göre, bölgede kalıcı barışın tesisi için tüm tarafların gerçekçi bir zemin arayışına girmesi ve yaptırımlar ile askeri tehditlerin ötesinde bir diyalog kurması şart.