Trabzon Ticaret Borsası'nın (TTB) ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası zirvede, Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan'dan temsilciler bir araya gelerek istilacı yabancı türlerle mücadelede iş birliği kararı aldı. Zirve sonunda yayımlanan ortak bildiride, üç ülkenin tarım, orman ve su ekosistemlerini tehdit eden istilacı türlere karşı bilgi paylaşımı, erken uyarı sistemleri ve mücadele yöntemlerinin uyumlaştırılması konusunda mutabakata vardığı belirtildi.
Ortak eylem planının detayları
TTB Başkanı Eyyüp Ergan, yaptığı açıklamada, "İstilacı türler sadece tarımsal üretimi değil, biyolojik çeşitliliği ve ekosistem hizmetlerini de tehdit ediyor. Bu nedenle sınır aşan bir soruna karşı ortak hareket etmek zorundayız" dedi. Zirvede, Karadeniz Bölgesi'nde son yıllarda yaygınlaşan kahverengi kokarca böceği, kara akbaba ve bazı istilacı su bitkileri gibi türler masaya yatırıldı. Üç ülke, 2025 yılının ilk çeyreğinde ortak bir eylem planı hazırlamak ve düzenli aralıklarla toplanmak konusunda anlaştı.
Bölgesel iş birliğinin önemi
Uzmanlar, iklim değişikliğinin istilacı türlerin yayılma hızını artırdığına dikkat çekiyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ali Koç, "Sıcaklık artışı ve değişen yağış rejimleri, istilacı türlerin yeni alanlara yerleşmesini kolaylaştırıyor. Sınır ötesi iş birliği olmadan bu türlerle baş etmek mümkün değil" değerlendirmesinde bulundu. Zirveye katılan Gürcistan Tarım Bakan Yardımcısı Nino Tandilashvili, ülkesinin özellikle fındık bahçelerinde büyük kayıplara yol açan kahverengi kokarcayla mücadelede Türkiye'nin deneyiminden faydalanmak istediğini ifade etti. Azerbaycan heyeti ise Hazar Denizi kıyılarındaki istilacı su bitkileri sorununu gündeme getirdi.
Tarım ve çevre politikalarına etkisi
Zirvede alınan kararların, üç ülkenin tarım politikalarına da yansıması bekleniyor. Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın istilacı türlerle mücadele stratejisi kapsamında, 2024 yılında 50 milyon lira kaynak ayrılmıştı. Yeni iş birliği sayesinde, bölgesel düzeyde daha etkili bir mücadele yürütülmesi ve mali yükün paylaşılması hedefleniyor. Çevre örgütleri ise alınan kararı olumlu karşılamakla birlikte, uygulama aşamasında şeffaflık ve yerel halkın katılımının önemine vurgu yapıyor.