Hypers ajansı ve Manifest grubu kurucusu Tolga Akış'ın tutuklanmasının ardından avukatı Kaya Pulat önemli açıklamalarda bulundu. Pulat, müvekkilinin tutuklama gerekçesinin 6 Eylül 2025 tarihindeki konser hakkında daha önce yürütülen ve yargılaması sonuçlanan dosyayla aynı olduğunu belirterek, süreçte usulsüzlük ve hukuka aykırılık bulunduğunu ifade etti. Açıklama, kamuoyunun yakından takip ettiği davada yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Tutuklama Gerekçesi ve Önceki Dosya İlişkisi
Avukat Kaya Pulat, yaptığı yazılı açıklamada, Tolga Akış hakkında verilen tutuklama kararının gerekçesini değerlendirdi. Pulat, "Tolga Akış, 6 Eylül'deki etkinlik nedeniyle daha önce yargılanmış ve bu dosya sonuçlanmıştır. Şimdi aynı eylem gerekçe gösterilerek yeniden tutuklama kararı verilmesi hukuken kabul edilemez" dedi. Avukat, aradan bir yıl geçtikten sonra aynı dosyanın yeniden gündeme getirilmesinin savunma haklarını kısıtladığını, müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını savundu.
Hukuk sürecinin ayrıntılarına değinen Pulat, "Tutuklama kararı, istinaf mahkemesinin bozma kararına dayanmakla birlikte, bozma kararı öncesinde elde edilen delillerin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak mevcut durumda müvekkilimin özgürlüğü kısıtlanmıştır" ifadelerini kullandı.
Tolga Akış'ın tutuklanması, özellikle gençler arasında popüler olan konser organizasyonları ve sosyal medya paylaşımlarıyla bilinen bir isim olması nedeniyle geniş yankı uyandırdı. Tutuklamaya ilişkin ilk haberler, 2025 yılının sonlarına doğru kamuoyuna yansımıştı. O dönemde yapılan açıklamalarda, konser sırasında yaşanan olaylarla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirilmişti.
Tolga Akış Kimdir?
Tolga Akış, Türkiye'de etkinlik ve organizasyon sektöründe tanınan bir isimdir. Hypers ajansının ve Manifest grubunun kurucusu olarak bilinen Akış, özellikle gençlere yönelik konserler ve festivaller düzenlemektedir. Bu etkinlikler, zaman zaman toplumsal olaylarla gündeme gelmiş, bazı kesimler tarafından eleştirilirken bazıları tarafından da savunulmuştur.
Akış'ın avukatı, açıklamasında müvekkilinin adli süreçte adil yargılanma hakkına vurgu yaparak, "Müvekkilimizin ifade özgürlüğü ve toplumsal olaylara karışma gibi suçlamalarla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Ancak ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı gibi temel hakların korunması gerektiğine inanıyoruz" dedi.
Haberin duyulmasının ardından sosyal medyada #TolgaAkışSerbestBırakılsın etiketi kısa sürede gündem oldu. Binlerce kullanıcı, paylaşımlarla Akış'a destek verdi. Ancak yetkililerden henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.
Sürecin Geçmişi
Tolga Akış, ilk olarak 6 Eylül 2025 tarihinde düzenlenen bir konser sırasında yaşanan olaylar nedeniyle gözaltına alınmıştı. İddialara göre, konserde bazı katılımcıların slogan atması ve olay çıkarması üzerine güvenlik güçleri müdahale etmiş, Akış da organizatör olarak ifadesi alınmak üzere karakola götürülmüştü. Yapılan yargılamada Akış'a, 'toplumsal olaylara karışmak' ve 'suç işlemeye teşvik' suçlamaları yöneltilmişti. Mahkeme, delil yetersizliğinden beraatine karar vermişti. Ancak savcılığın itirazı üzerine dosya istinaf mahkemesine taşınmış, istinaf mahkemesi geçtiğimiz aylarda kararı bozarak dosyayı yeniden yargılamaya göndermişti. Yeniden başlayan yargılamada tutuklama kararı verildi.
Hukuki süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan hukukçular, aynı eylemden dolayı yeniden yargılama yapılmasının 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı ikinci kez yargılama yasağı) ilkesine aykırı olduğu görüşünü dile getiriyor. Ancak mahkemenin, yeni deliller ortaya çıkması durumunda yargılamanın yenilenebileceğine hükmettiğini hatırlatan uzmanlar, somut olaydaki gelişmelerin takip edilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Kaya Pulat, açıklamasının sonunda adli makamlara çağrıda bulunarak, "Müvekkilimin tutuklu kaldığı süre boyunca savunma hakkının ihlal edilmemesi, dosyanın şeffaf bir şekilde yürütülmesi ve bir an önce serbest bırakılması için gerekli hukuki girişimleri başlatacağız" dedi.
Tolga Akış'ın tutukluluk halinin devam edip etmeyeceği, önümüzdeki günlerde yapılacak duruşmalarda netlik kazanacak. Kamuoyunun ve sevenlerinin gözü, mahkemeden çıkacak karara çevrilmiş durumda.
Bu gelişmeler, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı konularını yeniden tartışmaya açarken, etkinlik sektöründeki organizatörlerin de endişeyle izlediği bir sürece dönüşmüş durumda. Uzun vadeli etkileri ise ilerleyen süreçte daha net görülecektir.