TBMM Dışişleri Komisyonu, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı'nın 31'incisi olan COP31'e ilişkin kanun teklifini kabul etti. Toplantıda CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde yaşanan gözaltı ve tutuklamaları hatırlatarak hükümete eleştirilerde bulundu.
Kanun teklifi ve görüşmeler
Komisyon görüşmelerinde, COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi amacıyla hazırlanan kanun teklifi ele alındı. Teklif, konferansın organizasyonu, katılımcıların statüsü ve lojistik destek gibi konuları kapsıyor. AK Parti ve MHP'li üyeler teklife destek verirken, CHP ve İYİ Parti'den bazı isimler çekincelerini dile getirdi.
Özellikle CHP'li Utku Çakırözer, teklifin görüşüldüğü sırada söz alarak, "NATO Zirvesi öncesinde yaşanan gözaltı ve tutuklamaları unutmadık. Antalya'da düzenlenecek COP31 toplantısı öncesinde de benzer uygulamaların olacağı endişesi taşıyoruz" ifadelerini kullandı. Çakırözer, konferansın güvenlik gerekçesiyle ifade özgürlüğünü kısıtlamak için kullanılmaması gerektiğini vurguladı.
COP31'in önemi ve Türkiye'nin rolü
COP31, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel ölçekte alınan kararların hayata geçirilmesi açısından kritik bir toplantı olarak görülüyor. Türkiye, 2025 yılında Antalya'da düzenlenecek konferansa ev sahipliği yaparak iklim krizine karşı taahhütlerini uluslararası platformda göstermeyi hedefliyor. Ancak muhalefet partileri, hükümetin bu süreçte şeffaf ve katılımcı bir yaklaşım benimsemediğini iddia ediyor.
İYİ Parti'li komisyon üyeleri de teklifin bazı maddelerinin Anayasa'ya aykırı olabileceğini savundu. Özellikle yabancı katılımcılara tanınacak ayrıcalıklar ve güvenlik önlemleri konusunda netlik olmadığını belirttiler.
Kanun teklifinin Genel Kurul'da da kabul edilmesi halinde COP31 hazırlıkları hız kazanacak. Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede somut adımlar atması beklenirken, siyasi tartışmaların konferansın atmosferini etkilemesi endişesi bulunuyor.
Son olarak, iklim krizinin küresel boyutu düşünüldüğünde, COP31 sadece Türkiye için değil, tüm dünya için bir dönüm noktası olabilir. Tarafların siyasi çekişmeleri bir kenara bırakarak ortak bir gelecek inşa etmesi gerektiği sıkça vurgulanıyor.