CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) CHP'ye ilişkin gerekçeli kararının 5 Mart 2025 tarihinden önce yazıldığını ancak Ulusal Yargı Ağı Projesi'ne (UYAP) yüklenmediğini öne sürdü. Tanrıkulu, kararın zamanlamasının YSK üyelerindeki olası değişiklik beklentisine işaret ettiğini savundu. İddialar, siyasi kulislerde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Tanrıkulu'nun iddiaları ve belgeler
Tanrıkulu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, gerekçeli kararın 5 Mart'tan önce hazırlandığını ancak sistemden gizlendiğini belirtti. Milletvekili, "YSK'nın CHP hakkındaki gerekçeli kararı 5 Mart 2025'ten önce yazılmış, ancak UYAP'a yüklenmemiş. Kararın tarihi neden 5 Mart? YSK üyelerinin değişmesi mi beklendi?" ifadelerini kullandı. Tanrıkulu, iddialarını destekleyen belgeleri de paylaşarak, kararın yazım tarihine ilişkin UYAP kayıtlarındaki tutarsızlıklara dikkat çekti.
YSK üye değişimi ve siyasi boyut
YSK'da 2025 yılı başında bazı üyelerin görev sürelerinin dolması bekleniyordu. Tanrıkulu'na göre, gerekçeli kararın 5 Mart'tan sonraya ertelenmesinin arkasında, yeni üyelerin belirlenmesini bekleme stratejisi yatıyor. CHP'li vekil, "Eski üyelerle alınan kararı, yeni üyelerin onaylaması mı istendi? Bu, yargı bağımsızlığına gölge düşürür" dedi.
Muhalefetten tepkiler
Tanrıkulu'nun iddialarına CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den de destek geldi. Özel, partisinin grup toplantısında konuya değinerek, "YSK'yı siyasi hesapların aracı haline getirmeye kimsenin hakkı yok" ifadesini kullandı. İYİ Parti ve DEM Parti'den de benzer açıklamalar gelirken, muhalefet konuyu Meclis gündemine taşımayı planlıyor.
YSK cephesi sessiz
YSK yetkilileri, Tanrıkulu'nun iddialarına henüz resmi bir yanıt vermedi. Kurumdan yapılan yazılı bir açıklamada ise "gerekçeli kararın yasal süreç içinde hazırlandığı" belirtilmekle yetinildi. YSK'nın önümüzdeki günlerde konuya ilişkin daha detaylı bir açıklama yapması bekleniyor.
Hukuki boyut ve olası sonuçlar
Anayasa hukukçuları, gerekçeli kararın yazım tarihi ile yayın tarihi arasındaki farkın, kararın hukuki geçerliliğini etkilemeyeceğini ancak şeffaflık ilkesi açısından soru işaretleri doğurduğunu belirtiyor. Tanrıkulu'nun iddialarının doğrulanması halinde, YSK'nın karar alma süreçlerine ilişkin tartışmaların alevlenebileceği ifade ediliyor.
Bu gelişmeler, Türkiye'de seçim kurullarının bağımsızlığı ve siyasi etkilerden arınmışlığı konusundaki hassasiyeti bir kez daha gündeme taşıdı. YSK'nın kurumsal itibarı ve kararlarının güvenilirliği, özellikle seçim dönemlerinde kritik öneme sahip. Tanrıkulu'nun iddialarının ardından, yargı çevreleri ve siyasi partiler arasında yeni bir tartışma başlamış durumda.