Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma sonrası eşe süresiz nafaka ödenmesini öngören yasal düzenlemenin iptali için yapılan başvuruyu yarın Genel Kurul gündemine alarak esastan inceleyecek. Mahkeme, konuyla ilgili nihai kararını açıklayacak.
İptal başvurusunun gerekçesi
Başvuruda, mevcut düzenlemenin Anayasa'nın eşitlik, kişi hürriyeti ve sözleşme özgürlüğü ilkelerine aykırı olduğu ileri sürüldü. Nafakanın süresiz olmasının, nafaka yükümlüsünün yeniden evlenme ve özgürce yaşama hakkını kısıtladığı, ayrıca taraflar arasında hakkaniyetsiz bir durum yarattığı savunuldu. Başvurucu, nafakanın belirli bir süre veya belirli koşullarla sınırlandırılması gerektiğini belirtti.
Mevcut yasal çerçeve
Türk Medeni Kanunu'nun ilgili maddelerine göre, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eşe süresiz nafaka bağlanabiliyor. Nafaka miktarı ve süresi, tarafların mali durumları ve kusur oranına göre belirleniyor. Ancak süresiz nafaka, özellikle uzun süren boşanma davalarında tartışma konusu oluyor. Yargıtay içtihatları, nafakanın süresini belirlerken çeşitli ölçütler getirse de, kanunda kesin bir süre sınırı bulunmuyor.
Toplumsal ve hukuki boyutları
Konu, kadın hakları ve adalet dengesi açısından hassas. Kadın örgütleri, süresiz nafakanın mağdur eşler için zorunlu olduğunu savunurken, erkek hakları dernekleri bu düzenlemenin anayasaya aykırı olduğunu dile getiriyor. Daha önce de AYM'ye bireysel başvurular yapılmış, ancak Mahkeme, düzenlemenin iptali için yeterli çoğunluğu sağlayamamıştı. Bu kez ise başvurunun kabul edilmesi, toplumda geniş yankı uyandırdı.
Yarınki oturum ve olası senaryolar
AYM Genel Kurulu, yarın saat 10.30'da toplanacak. Başvurunun esastan görüşülmesinin ardından üyeler, iptal talebini oylayacak. İptal kararı çıkması halinde, yasama organına yeni bir düzenleme yapması için süre tanınabilir. Eğer iptal reddedilirse, mevcut düzenleme yürürlükte kalmaya devam edecek. Kararın, emsal niteliği taşıması ve benzer davalar için yol gösterici olması bekleniyor.
Nafaka konusu, boşanma davalarının en çekişmeli alanlarından biri. AYM'nin vereceği karar, sadece hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir etki yaratacak. Adalet ve eşitlik ilkeleri arasında denge kuran bir sonucun ortaya çıkması, hukuk sistemimizin temel dinamikleri açısından önem taşıyor.