İran yönetimi, İsviçre'de ABD ile gerçekleştirilecek müzakerelerde ana odak noktasının Lübnan'daki ateşkes olacağını duyurdu. Tahran, İsrail'in Lübnan'daki eylemlerini masaya yatırmayı hedeflerken, görüşmelerde ayrıca dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması ve petrol ihracatına yönelik kısıtlamaların ele alınması bekleniyor. Görüşmelerin yeri olarak İsviçre'nin seçilmesi, iki ülke arasında arabuluculuk rolü üstlenen bu ülkenin tarafsızlığına işaret ediyor.
İran'ın önceliği Lübnan'da istikrar
Tahran'dan yapılan resmi açıklamada, İran'ın Lübnan'daki mevcut durumdan duyduğu rahatsızlık vurgulanarak, İsrail'in saldırılarının sona ermesi ve bölgesel istikrarın sağlanması için ABD ile diyaloğa hazır olduğu belirtildi. İranlı yetkililer, Hizbullah'a verdikleri desteği sürdüreceklerini ancak diplomatik yollarla çözüm aradıklarını ifade ediyor. Uzmanlara göre, İran'ın bu adımı, uluslararası baskılar altında nükleer müzakerelerde esneklik gösterme çabası olarak da yorumlanabilir.
Dondurulan varlıklar ve petrol engeli
Görüşmelerde ikinci önemli başlık ise İran'ın yurtdışında dondurulan milyarlarca dolarlık varlıkları. ABD yaptırımları nedeniyle bu varlıklara erişemeyen Tahran, özellikle Güney Kore ve Irak'ta bloke olan fonların serbest bırakılmasını talep ediyor. Ayrıca petrol ihracatındaki kısıtlamaların hafifletilmesi de İran'ın öncelikleri arasında. İran'ın bu taleplere karşılık olarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde sınırlamaya gitmesi bekleniyor.
İsviçre'deki görüşmelerin, 2015 nükleer anlaşmasının yeniden canlandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı müzakerelerin önünü açması umuluyor. Ancak İran'ın nükleer programının boyutu ve bölgesel politikaları konusunda ABD ile ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. Özellikle Suudi Arabistan ve İsrail'in İran'a yönelik endişeleri, müzakerelerin seyrini etkileyebilir.
Sonuç olarak, İsviçre'deki ABD-İran görüşmeleri, Lübnan'daki ateşkes başta olmak üzere bölgesel krizlerin yanı sıra ikili ilişkilerdeki ekonomik ve nükleer anlaşmazlıklara çözüm arayışı olarak değerlendiriliyor. Bu müzakerelerin, İran'ın uluslararası toplumla ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olup olmayacağı merak konusu.