Filistin yanlısı aktivist ağı Sumud tarafından hazırlanan kapsamlı bir açık kaynak istihbarat raporu, İsrail ordusunda görev yaptığı veya askeri faaliyetlere destek verdiği öne sürülen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla bağlantılı 25 kişiyi kamuoyuna ifşa etti. Rapordaki bulgular, 20'den fazla avukatın koordineli şekilde suç duyurusunda bulunmasına yol açtı. Araştırma, sosyal medya hesapları, kamu kayıtları ve çeşitli dijital izlerin analiz edilmesiyle hazırlandı. İddialar arasında, bu kişilerin İsrail ordusunda subay veya asker olarak görev yaptığı, teknik destek sağladığı ya da lojistik hizmetlerde bulunduğu yer alıyor. Söz konusu kişilerin Türkiye'deki adresleri, aile bağları ve hatta bazılarının kamu kurumlarında çalıştığı bilgisi de raporda yer aldı. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ile kendi vatandaşlarının İsrail ordusundaki rolü arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme getirdi.
Raporun Detayları ve İfşa Edilen İsimler
Sumud aktiivistleri, 'Siyonistleri İfşa Et' başlığıyla yayımladıkları raporda, İsrail ordusunda aktif görevde olduğu belirlenen 25 kişinin kimlik bilgilerini paylaştı. Raporda, bu kişilerin büyük çoğunluğunun çifte vatandaş olduğu, bir kısmının ise sadece Türk vatandaşı olup İsrail'e yerleşerek orduya katıldığı öne sürülüyor. Açık kaynaklardan elde edilen verilere göre, bu kişilerin bazıları İsrail Savunma Kuvvetleri'nde (IDF) subay rütbesiyle görev alırken, bazıları da istihbarat birimlerinde veya siber savunma alanında çalışıyor. Raporda öne çıkan isimler arasında, daha önce Türk üniversitelerinde eğitim görmüş mühendisler, doktorlar ve hatta birkaç eski kamu görevlisi bulunuyor. Bu kişilerin İsrail'deki askeri kariyerlerinin yanı sıra, Türkiye'deki aileleriyle olan bağları ve zaman zaman Türkiye'ye yaptıkları ziyaretler de belgelenmiş durumda.
Raporun hazırlanma sürecinde, aktivistlerin yalnızca kamuya açık kaynakları kullandığı, özel verilere veya kişisel verilere erişilmediği vurgulandı. Ancak paylaşılan bilgiler arasında, kişilerin ikamet adresleri, telefon numaraları ve hatta bazılarının sosyal medya şifrelerine dair iddialar yer alıyor. Bu durum, raporun hukuki boyutunu tartışmaya açarken, aktivistler bilgilerin mahkeme sürecinde delil olarak kullanılabileceğini savunuyor. Sumud temsilcileri yaptıkları açıklamada, 'Bu kişiler, Türkiye'nin Filistin halkına verdiği desteğe ihanet eden, İsrail'in işgal ve soykırım politikalarına ortak olan kişilerdir. Amacımız, bu ihaneti teşhir etmek ve yargı önüne çıkarmaktır' ifadelerini kullandı.
Hukuki Süreç ve Suç Duyuruları
Raporun yayımlanmasının ardından, Türkiye'nin çeşitli illerinde görev yapan 20'den fazla avukat, savcılıklara suç duyurusunda bulundu. Başvurularda, bu kişilerin 'devlete karşı suçlar' ve 'vatana ihanet' kapsamında yargılanması talep edildi. Avukatların dilekçelerinde, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerine atıfta bulunularak, İsrail ordusundaki görevlerin Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturduğu ve Filistin halkına karşı işlenen suçlara yardım etmek anlamına geldiği belirtildi. Bazı avukatlar ise, bu kişilerin Türk vatandaşlığından çıkarılması ve mal varlıklarının dondurulması talebini de ekledi.
Konuyla ilgili ilk açıklama, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan geldi. Başsavcılık, yapılan başvurular üzerine 'terör örgütüne üyelik' ve 'devletin güvenliğine karşı suçlar' kapsamında resen soruşturma başlatıldığını duyurdu. Soruşturma kapsamında, rafta yer alan isimlerin ifadelerine başvurulması ve Türkiye'ye giriş-çıkış kayıtlarının incelenmesi bekleniyor. Ancak, bu kişilerin büyük bölümünün halen İsrail'de yaşadığı ve Türkiye'ye dönmekte isteksiz olabileceği göz önüne alındığında, sürecin uzun sürebileceği tahmin ediliyor.
Türkiye'nin Filistin Politikası ve Yansımalar
Bu rapor, Türkiye'nin son yıllarda Filistin davasına verdiği güçlü desteğin gölgesinde ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet yetkilileri, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını 'soykırım' olarak nitelendirirken, Türkiye'nin Filistin'e insani yardım ve diplomatik destek sağlamaya devam ediyor. Bu çerçevede, vatandaşların İsrail ordusundaki rolü, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve öfke yarattı. Sosyal medyada #İsrailOrdusuTürkiye etiketi kısa sürede gündem oldu ve birçok kullanıcı, bu kişilerin vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğini yazdı.
Öte yandan, bazı hukukçular, Sumud'un paylaştığı bilgilerin doğruluğunun henüz kanıtlanmadığını ve suç duyurularının hukuki sürecin sadece başlangıcı olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca, çifte vatandaşlık statüsünün hukuki karmaşıklıklarına dikkat çekerek, 'Bu kişilerin Türk vatandaşlığından çıkarılması, ancak mahkeme kararıyla mümkündür ve süreç yıllar alabilir' değerlendirmesinde bulunuyorlar. Raporun, Türkiye-İsrail arasındaki zaten gergin olan ilişkilere yeni bir boyut eklemesi bekleniyor. Özellikle, bu tür ifşaların, iki ülke arasındaki istihbarat ve güvenlik alanındaki iş birliklerine zarar verebileceği yorumları yapılıyor. Ancak Sumud aktivistleri, 'Gerçeği ortaya çıkarmak, bir skandal yaratmaktan önce gelir. Biz sadece bilgiyi kamuoyuyla paylaştık, gerisi yargının işi' diyerek kararlılıklarını sürdürüyor.
Bu gelişmeler, Türkiye'deki Filistin dayanışmasının sokak gösterileri ve boykot çağrılarıyla sınırlı olmadığını, artık hukuki alana da taşındığını gösteriyor. Ancak uzmanlara göre, asıl mücadele, bu tür listelerin hazırlanmasından çok, uluslararası hukukta İsrail'in işlediği suçların cezalandırılması ve işgalin sona erdirilmesi için etkili mekanizmaların kurulmasıdır. Bu çerçevede, Sumud raporu, bir farkındalık yaratma aracı olmanın ötesine geçerek, adalet arayışında sembolik bir adım olarak değerlendirilebilir.