Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen Furkan Hareketi soruşturması kapsamında ele geçirilen arşivler, cemaatin eğitim yapılanmasının perde arkasını ortaya çıkardı. Belgelere göre, örgüt 3 kademeli bir eğitim sistemi kurarak mensuplarını "kendi medeniyetini inşa etme" hedefine hazırlıyor. Elebaşı Alparslan Kuytul'un derslerinde İran'daki molla rejimini ayrıntılı şekilde anlattığı ve "Devrim dediğin İran gibi olmalı" ifadelerini kullandığı kaydedildi. Soruşturma kapsamında daha önce gözaltına alınan şüphelilerin ifadeleri de eğitim faaliyetlerinin örgütlü bir şekilde yürütüldüğünü doğruluyor.
Medreselerde Üç Aşamalı Eğitim Planı
Furkan Hareketi'nin eğitim yapılanmasına ilişkin dosyada, örgütün medreselerinde uygulanan müfredatın üç kademeden oluştuğu belirlendi. İlk aşamada temel dini eğitim verilirken, ikinci aşamada öğrencilere ideolojik telkinlerde bulunuluyor. Üçüncü ve son kademede ise seçilen kişilere "liderlik ve teşkilatlanma" dersleri veriliyor. Alparslan Kuytul'un bizzat verdiği bu derslerde, Katolik Kilisesi'nin hiyerarşik yapısı örnek gösterilerek, öğrencilerin sıkı bir disiplin altına alınması hedefleniyor. Arşivde yer alan dokümanlarda, "Vazifemiz kendi medeniyetimizi kurmaktır" ifadesiyle, mevcut sistemi değiştirmeye yönelik stratejinin eğitimle temellendirildiği göze çarpıyor.
Kuytul'un İran Hayranlığı ve "Şia" Sorusu
Soruşturma dosyasına giren ders kayıtlarında Alparslan Kuytul'un İran'daki rejimi adeta bir model olarak sunduğu görülüyor. Kuytul'un, "Devrim dediğin İran gibi olmalı" şeklindeki sözleri, örgütün yönetim anlayışı hakkında önemli ipuçları veriyor. Ayrıca, öğrencilere yönelik olarak "Ne dersiniz, Şia olalım mı?" sorusunu yönelterek, mezhepsel bir tartışma başlattığı ve bu yolla zihinlerde bir değişim yaratmayı amaçladığı iddia ediliyor. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, bu konuşmaların kayıtlarını delil olarak dosyaya ekledi. Din alimleri ise Kuytul'un bu söylemlerinin İslam dünyasında ayrışma yaratmaya yönelik olduğunu ve dini istismar niteliği taşıdığını değerlendiriyor.
Soruşturma Kapsamında Geniş Çaplı Operasyon
Furkan Hareketi'ne yönelik soruşturma, 2021 yılında Türkiye genelinde eş zamanlı operasyonlarla başlatılmıştı. Operasyonlarda aralarında örgütün üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmış, örgüte ait dijital materyaller ve dokümanlar ele geçirilmişti. Savcılık, örgütün "silahlı terör örgütü kurma ve yönetme" suçundan yargılanmasını talep ediyor. Alparslan Kuytul ve bazı yöneticiler hakkında ise ayrıca "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme" suçundan dava açılmıştı. Dava süreci, Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.
Eğitim Propagandası ve Sosyal Medya Ayağı
Örgütün eğitim faaliyetlerini yalnızca medreselerle sınırlı tutmadığı, dijital platformlar üzerinden de yoğun bir propaganda yürüttüğü tespit edildi. Kuytul'un vaaz ve sohbetlerinin düzenli olarak YouTube ve sosyal medya hesaplarından yayınlandığı, bu yolla geniş kitlelere ulaşmaya çalıştığı belirlendi. Özellikle gençlere yönelik içerikler üreten örgütün, eğitim sistemini eleştiren ve alternatif bir düzen vaat eden söylemleriyle takipçi kazandığı gözlemleniyor. Uzmanlar, bu tarz yapılanmaların eğitim alanındaki boşlukları kullanarak toplumsal taban kazandığına dikkat çekiyor.
Furkan Hareketi'nin eğitim anlayışı, Türkiye'de faaliyet gösteren diğer bazı cemaatlerden ayrışıyor. Örgüt, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı müftülüklerin düzenlediği Kur'an kurslarını ve İmam Hatip okullarını yetersiz görüyor ve kendi müfredatını empoze etmeye çalışıyor. Bu durum, eğitimde birlik ilkesine aykırı bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Devletin yetkili kurumları, bu tür paralel yapılanmalara karşı mücadele ederken, sivil toplum örgütleri de toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yargıtay'ın daha önce verdiği kararlarda, çağdaş Türkiye hedefine aykırı faaliyet gösteren bazı cemaatlerin "silahlı terör örgütü" olarak nitelendirilebileceği yönünde içtihatlar bulunuyor. Furkan Hareketi'nin de bu kapsamda değerlendirilmesi bekleniyor. Mahkemenin vereceği karar, bu tür yapılanmaların hukuki statüsü açısından önemli bir emsal teşkil edecek.