Süleymancılar olarak bilinen dini grubun yönetimini şüpheli bir şekilde ele geçirdiği öne sürülen Alihan Kuriş hakkındaki soruşturmada kritik gelişmeler yaşanıyor. Edinilen bilgilere göre, Kuriş'in grubun içinde kurduğu hücre yapılanması ve FETÖ'nün kullandığı ByLock benzeri bir haberleşme ağı üzerinden talimatlar verdiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin ifadeleri ve ele geçirilen dijital materyaller, Kuriş'in grubu paralel bir yapıya dönüştürme çabasını ortaya koyuyor.
Alihan Kuriş kimdir ve nasıl yükseldi?
Alihan Kuriş, Süleymancılar olarak bilinen Süleyman Hilmi Tunahan cemaatinin son dönemdeki en tartışmalı isimlerinden biri. Grubun kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın manevi mirasını devraldığını iddia eden Kuriş, özellikle son beş yıl içinde cemaatin yurt içi ve yurt dışı teşkilatlarında etkinliğini artırmıştı. Kuriş'in, cemaatin geleneksel yönetim anlayışından farklı olarak, kendisine mutlak itaat eden bir kadro oluşturduğu ve bu kadroyu da gizli bir haberleşme ağı üzerinden yönettiği öne sürülüyor.
Haberleşme ağının teknik detayları
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre, Kuriş'in talimatlarını, FETÖ'nün ByLock uygulamasına benzer şekilde, uçtan uca şifreli mesajlaşma sağlayan özel bir yazılım üzerinden ilettiği belirlendi. Bu yazılım, normal hayatta kullanılan mesajlaşma uygulamalarından farklı olarak, kullanıcıların tespitini zorlaştıran ekstra güvenlik katmanları içeriyor. Ayrıca, grup içinde hiyerarşik bir yapı kurulduğu ve her hücre liderinin sadece kendi üstüyle iletişime geçebildiği, bu sayede istihbari bir koruma sağlandığı kaydedildi.
FETÖ'yle bağlantı iddiaları
İddiaların en çarpıcı noktalarından biri, Kuriş'in FETÖ'yle organik bağ içinde olduğu yönünde. Soruşturma kapsamında ele geçirilen belgeler ve dijital verilerde, Kuriş'in FETÖ'nün mahrem yapılanmasında görev almış isimlerle düzenli irtibat halinde olduğu, onlardan eğitim aldığı ve örgütün gizli haberleşme yöntemlerini birebir uyguladığı iddia ediliyor. Ayrıca, cemaate ait okul ve yurtlarda görevlendirilen kişilerin, FETÖ'nün kullandığı 'abi' ve 'abla' yapılanmasına benzer bir sistemle istihbarat topladığı, bu bilgileri de Kuriş'e aktardığı öne sürülüyor.
Grubun içindeki muhalifler susturuluyor
Soruşturmada dikkat çeken bir diğer önemli ayrıntı ise Kuriş'in, grubun içinde kendisine muhalefet edenleri nasıl etkisiz hale getirdiği. İfade tutanaklarına yansıyan bilgilere göre, Kuriş'e bağlı ekip, muhalifleri 'casusluk' ve 'ihanet' ile suçlayarak itibarsızlaştırıyor, ayrıca onlara yönelik tehdit ve şantaj yöntemleri kullanıyor. Cemaatin bazı temsilcileri, Kuriş'in bu tutumunu eleştirerek, 'Ortada bir tarikat yönetimi değil, organize suç örgütü yapılanması var' ifadelerini kullandı.
Cemaatin geleceği ve hukuki süreç
Süleymancılar cemaatinin önemli bir kısmı, Kuriş'in yönetimini tanımadığını açıklamış durumda. Ancak Kuriş'in özellikle yurt dışındaki yapılanmalar üzerinde etkinliğini sürdürdüğü belirtiliyor. Cemaatin içindeki bu bölünme, grubun geleceği açısından büyük bir belirsizlik yaratıyor. Türkiye'nin farklı illerinde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda şu ana kadar 47 kişi gözaltına alındı, 12 kişi tutuklandı. Soruşturmayı yürüten savcılık, Kuriş'in yakalanması için çalışmaların sürdüğünü duyurdu. Kuriş'in yurt dışında olduğu ve iade sürecinin başlatıldığı öğrenildi.
Bu soruşturma, Türkiye'de dini grupların iç yönetiminde yaşanan derin krizleri ve suç örgütüne dönüşme potansiyelini bir kez daha gözler önüne seriyor. Devletin bu tür yapılanmalara karşı kararlı bir tavır sergilemesi, toplumda mahalle baskısı ve mensubiyet suçlamalarıyla sindirilen bireylerin de adalet arayışına ışık tutuyor. Cemaatlerin demokratik yönetim ilkelerine uygun şeffaf bir yapıya kavuşması, gelecekte benzer skandalların yaşanmaması için önem taşıyor.