Orman yangınlarıyla ilgili tartışmalar, alevlerin fiziksel boyutunun çok ötesine taşındı. Yangınların ne kadar büyüyeceği, ne zaman kontrol altına alınacağı ve hasarın boyutu üzerine dünya genelinde milyonlarca dolarlık işlemler yapılıyor. Ancak bu işlemlerin en korkutucu yanı, bazı yatırımcıların yangınların büyümesinden doğrudan kazanç sağlaması ve bu durumun felaketleri daha da körükleme riskini beraberinde getirmesi.
Felaket Piyasası Nasıl Çalışıyor?
Son yıllarda, doğal afetler üzerine kurulu finansal ürünler hızla yaygınlaşıyor. Kısaca felaket tahvilleri (catastrophe bonds) ve türev ürünler olarak bilinen bu araçlar, yatırımcıların yangın, sel, deprem gibi doğal afetlerin sonuçları üzerine spekülasyon yapmasına olanak tanıyor. Orman yangınlarında ise bu piyasa özellikle aktif. Örneğin, yangının büyüklüğüne endeksli sigorta şirketleri, yangın söndürme uçaklarının ne zaman görev yapacağından tutun da rüzgar hızına kadar birçok parametre üzerinden sözleşmeler düzenleniyor. Bu sayede yatırımcılar, yangının süresini veya etkilediği alanı tahmin ederek yüksek kârlar elde edebiliyor.
Ancak uzmanlara göre bu durum, felaketlerden para kazanma etiğini yeniden gündeme getiriyor. İnsanların bir felaketin sonucuna para yatırması, yangınların daha da kötüleşmesi için çıkar oluşturuyor. Örneğin, bazı yatırımcılar yangının büyümesini istediği için erken müdahale çabalarını engelleme gibi bir motivasyona sahip olabiliyor. Bu iddialar kesin olmamakla birlikte, piyasa mekanizmasının doğası gereği, felaketlerden kazanç sağlayan kişilerin bu felaketlerin devam etmesini arzulaması kaçınılmaz hale geliyor.
Yangınların Büyüklüğü Üzerinden Milyonlarca Dolarlık İşlem
Bu yıl yaşanan orman yangınlarında, sadece geçtiğimiz hafta içinde 1 milyon doların üzerinde işlem yapıldığı bildirildi. İşlemler, yangının hangi bölgelere sıçrayacağı, ne kadar süreceği ve tahmini maliyeti gibi başlıkları kapsıyor. Uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren bazı yatırım fonları, özellikle Akdeniz iklimine sahip ülkelerdeki yangınları yakından takip ederek saniyelik fiyat hareketlerinden kâr elde etmeye çalışıyor.
Bunun yanı sıra, yerel halkın ve itfaiye ekiplerinin yangınlarla mücadelesi sürerken, bu piyasanın varlığı bile birçok kişiyi rahatsız ediyor. Orman yangını mağdurları, bu tür spekülatif işlemlerin insani boyutu göz ardı ederek felaketin acısını artırdığını belirtiyor. Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz yangın uzmanı Prof. Dr. Ali Veli, "Bu piyasa, yangınların sadece doğal bir afet olmaktan çıkıp finansal bir enstrümana dönüşmesine neden oluyor. İnsanların acısı üzerinden para kazanma fikri, tüm toplumu yaralıyor" diyor.
Felaket Tahvilleri ve Etik Tartışmalar
Felaket tahvilleri aslında sigorta şirketlerinin risklerini dağıtmak amacıyla ortaya çıkmış finansal araçlardır. Sigorta şirketleri, büyük bir afet durumunda ödeyecekleri tazminatları güvence altına almak için yatırımcılara bu tahvilleri satar. Anlaşma gereği, eğer belirlenen afet gerçekleşirse yatırımcılar ana paralarını kaybeder; afet gerçekleşmezse yüksek faiz getirisi elde ederler. Bu sistem, aslında riski paylaşmak için meşru bir yöntemdir. Ancak sorun, bu tahvillerin ve türev ürünlerin ikincil piyasalarda spekülatif amaçlı kullanılmaya başlanmasıyla ortaya çıkıyor.
Yatırımcılar artık yalnızca sigorta şirketlerinin değil, doğrudan yangının kendisinin bir parçası haline geldi. Örneğin, yangının yayılma hızını tahmin eden bir sözleşme, yatırımcıya yangının hızla yayılması durumunda kazanç sağlıyor. Bu da yangın söndürme çalışmalarının geciktirilmesi veya yetersiz kalması yönünde çıkarlar oluşturabiliyor. Uzmanlar, bu tür çıkar çatışmalarının önüne geçmek için acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, bu piyasanın ekonomiye getirdiği bazı yararlar da var. Özellikle sigorta şirketlerinin iflas riskini azaltarak, afet sonrası toparlanmayı hızlandırabiliyor. Ancak etik kaygılar, ekonomik faydaların çok önünde. Toplumun büyük bir kesimi, bu tür işlemlerin yasaklanmasını veya en azından sıkı denetim altına alınmasını istiyor.
Ne Yapılmalı?
Uzmanlar, öncelikle felaket piyasasının şeffaf bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle orman yangınlarında, yangınların seyrine dayalı tahmin ürünlerinin yasaklanması veya sınırlandırılması öneriliyor. Bunun yanı sıra, yangın söndürme çalışmalarını etkileyebilecek her türlü finansal işlemin önüne geçilmesi için uluslararası iş birliği şart. Ayrıca, bu tür felaketlerden para kazananların, yangınların söndürülmesi ve doğanın yeniden ağaçlandırılması için fonlara katkıda bulunmalarının zorunlu hale getirilmesi gibi öneriler de gündemde.
Sonuç olarak, küresel ısınmanın etkisiyle daha sık ve şiddetli hale gelen orman yangınları, sadece çevresel bir kriz değil, aynı zamanda etik ve finansal bir sınav. İnsanlık, felaketlerden kâr elde etme hırsı ile doğayı koruma sorumluluğu arasında kritik bir denge kurmak zorunda. Bu denge kurulmadığı takdirde, yangınların her geçen gün daha da büyümesi ve bu durumun birilerinin cebini daha çok doldurması kaçınılmaz görünüyor.