Sosyal medyada son günlerde İslami kesimin gündemini yoğun şekilde meşgul eden 'İslam'da çocuk yaşta evlilik' tartışması, ilmi bir müzakere görünümünden sıyrılarak organize bir linç kampanyasına dönüştü. Bazı ilahiyatçı ve akademisyenlerin konuya dair açıklamaları, dijital platformlarda hedef gösterilerek itibar suikastına uğruyor. Yaşananlar, dinî meselelerin sosyal medyada ele alınış biçimini ve oluşan kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne serdi.
Tartışmanın perde arkası
İlk bakışta akademik ve ilmi bir müzakere gibi sunulan tartışmanın perde arkası aralandığında, konunun kasıtlı olarak çarpıtıldığı ve dinî hassasiyetlerin istismar edildiği görülüyor. Bazı kullanıcılar, İslam hukukundaki evlilik yaşıyla ilgili farklı görüşleri aktaran ilahiyatçıları 'çocuk istismarını meşrulaştırmakla' suçlayarak sistematik bir karalama başlattı. Özellikle Twitter ve Telegram gruplarında örgütlenen bu kampanyada, ilim insanlarının cümleleri bağlamından koparılarak manipülatif içerikler üretiliyor.
Konuyla ilgili görüşlerini aktaran bir ilahiyat profesörü, 'Biz tarihsel ve fıkhi bir meseleyi tartışırken, sosyal medyada linç edileceğimizi bilmiyorduk. Amacımız bilgi vermekti, ancak bazı çevreler bunu fırsata çevirerek dinî değerler üzerinden prim yapmaya çalışıyor' dedi. Benzer şekilde, bir diğer akademisyen de 'İslam alimlerinin görüşleri çarpıtılarak toplumda infial yaratılıyor. Bu, hem dine hem de ilme ihanettir' ifadelerini kullandı.
Dijital linç mekanizması
Sosyal medya platformlarında hızla yayılan etiketler (#çocukyaştaevlilik, #İslamveEvlilik) altında toplanan binlerce yorum, ilgili kişilerin hesaplarının kapatılmasını ve işten atılmalarını talep ediyor. Bazı kullanıcılar, ilahiyatçıların kurumlarına şikayet dilekçeleri yazılması çağrısı yaparken, bazıları da fiziksel şiddet içeren tehditlerde bulunuyor. Bu durum, ifade özgürlüğü ve akademik tartışma kültürü açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.
- Kampanyanın öncülüğünü, kendilerini 'dindar' olarak tanımlayan bazı hesaplar üstleniyor.
- Hedef alınan isimler arasında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan din görevlileri de bulunuyor.
- Tartışma, kısa sürede Türkiye gündeminde üst sıralara yerleşti.
Dijital linç girişimlerine karşı hukuki mücadele başlatan bazı akademisyenler, avukatları aracılığıyla suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Konunun uzmanları ise sosyal medyanın bu tür hassas konularda daha dikkatli yönetilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
İslam hukukunda evlilik yaşı
İslam hukukunda evlilik yaşı konusu, tarih boyunca farklı yorumlara tabi tutulmuş ve çağın şartlarına göre yeniden değerlendirilmiştir. Klasik fıkıh eserlerinde ergenlik çağına girmiş bireylerin evlendirilebileceği yönünde görüşler bulunmakla birlikte, günümüz İslam alimlerinin büyük çoğunluğu, çocuk yaşta evliliğin dinen uygun olmadığını ve toplumsal zararlara yol açtığını belirtmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı da resmi görüş olarak Türk Medeni Kanunu'ndaki evlilik yaşı sınırlamalarını esas almaktadır.
Bu bağlamda, tartışmanın ilmi boyutunun ötesinde, sosyal medyada yapılan paylaşımların çoğu, mezhepsel ve ideolojik saplantılarla şekilleniyor. Kimi çevreler ise bu tartışmayı, İslam dinini köktencilikle özdeşleştirme çabası olarak görüyor.
Etik ve toplumsal sonuçlar
Yaşanan bu süreç, dinî konuların sosyal medyada ele alınışının ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Bir yandan ifade özgürlüğünün sınırları, diğer yandan insanların inançlarına ve kutsallarına saygı gösterilmesi gerektiği gerçeği, karmaşık bir etik tartışmayı da beraberinde getirdi. Uzmanlar, bu tür kampanyaların toplumsal barışı tehdit ettiğini ve din istismarının önüne geçilmesi için acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.
Sonuç olarak, 'İslam'da çocuk yaşta evlilik' tartışması, bilgi kirliliği ve nefret söylemiyle iç içe geçmiş bir halde sürüyor. Bu durum, hem ilim insanlarını hem de toplumu derinden yaralıyor. Dijital mecraların, bu tür hassas meselelerde daha sorumlu davranması bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.