İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin açıkladığı yeni ve kapsamlı yaptırım kararlarına sert tepki gösterdi. Yaptırımları "ekonomik terörizm" ve "insanlığa karşı suç" olarak niteleyen Bakanlık, bu adımların 1953 darbesinin yıl dönümüne denk getirilmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. Açıklamada, Washington'ın bu tutumunun İran halkına karşı 73 yıllık düşmanca politikaların bir devamı olduğu ifade edildi. İran yönetimi, yaptırımların amacının İran'ın bölgesel etkinliğini kırmak ve iç istikrarı bozmak olduğunu savunuyor.
73 Yıllık Düşmanca Politikaların Devamı
İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin İran'a yönelik düşmanca politikalarının 1953'teki Mosaddeq hükümetini deviren darbeye kadar uzandığı hatırlatıldı. Açıklamada, "ABD, 73 yıldır İran milletine karşı ekonomik savaş, siyasi baskı ve istikrarsızlaştırma politikaları uyguluyor. Bu yeni yaptırımlar, o düşmanca yaklaşımın en son örneğidir" denildi. Ayrıca, yaptırımların 19 Ağustos 1953 darbesinin yıl dönümüne denk getirilmesinin bilinçli bir provokasyon olduğu belirtildi.
Yeni Yaptırımlar ve İçerikleri
ABD Hazine Bakanlığı, bu hafta başında İran'ın petrol ve petrokimya sektörlerini hedef alan yeni bir yaptırım paketini duyurmuştu. Pakette, aralarında İran Merkez Bankası'nın yanı sıra çok sayıda şirket ve bireyin de bulunduğu yaklaşık 30 kuruluş yer alıyor. Ayrıca, İran'ın uluslararası bankacılık işlemleri ve döviz rezervlerine erişimini kısıtlamayı amaçlayan önlemler de bulunuyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahian, yaptırımların "ekonomik terörizm" olduğunu belirterek, "Bu yaptırımlar sadece İran halkını hedef almıyor; bölgesel barış ve istikrarı da tehdit ediyor" dedi.
Uluslararası Tepkiler ve Tahran'ın Tutumu
İran yönetimi, yaptırımlara misilleme olarak yeni nükleer adımlar atabileceği sinyali verdi. Tahran yönetimi, Nükleer Anlaşma (JCPOA) çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri azaltma seçeneğini masada tuttuğunu açıkladı. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi ülkeler ABD'nin yaptırımlarını "uluslararası hukuka aykırı" olarak nitelendirerek eleştirdi. Avrupa Birliği ise yaptırımlara ilişkin temkinli bir açıklama yaparak diyalog çağrısında bulundu. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Said Hatibzade, "Diplomasi masası hâlâ açık ancak baskı ve tehditle müzakere yapılmayacağını defalarca söyledik" ifadelerini kullandı.
İran, bu tür yaptırım dalgalarına karşı koymak için ekonomik direnç politikalarını güçlendirmeye çalışırken, halk arasında ABD karşıtlığı giderek artıyor. Tahran'da yaptırımları protesto eden gösteriler düzenlenirken, göstericiler "ABD'ye ölüm" sloganları attı. Uzmanlar, bu yaptırımların İran ekonomisi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini ancak Tahran yönetiminin alternatif ticaret yolları ve yerli üretimle bu etkileri hafifletmeye çalışacağını belirtiyor. Ayrıca, bu gelişmelerin Orta Doğu'daki gerilimi daha da artırabileceği ve ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereleri olumsuz etkileyebileceği yorumları yapılıyor.
Sonuç olarak, İran'ın bu sert tepkisi, iki ülke arasındaki uzun süredir devam eden gerginliğin yeni bir aşamasına işaret ediyor. Yaptırımların zamanlaması ve kapsamı, Washington'ın Tahran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak bu yaklaşımın, diplomatik çözüm arayışlarına gölge düşürmesi ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmesi muhtemeldir. İran'ın direnme kapasitesi ve uluslararası toplumun bu yaptırımlar karşısındaki tutumu, önümüzdeki süreçte belirleyici olacak.