Türkiye'de İsrail askerlerinin işlediği iddia edilen savaş suçlarının peşine düşen hukukçuları ve sivil toplum kuruluşlarını yakından takip eden İsrail yönetimi, bu kişi ve kurumları deşifre etmek için kapsamlı bir rapor hazırlattı. İsrail'de hazırlanan raporun, Türkiye'de faaliyet gösteren ve İsrail askerlerinin yargı önüne çıkarılması için çalışan hukukçuları, aktivistleri ve sivil toplum örgütlerini hedef aldığı öğrenildi. Raporda, WOLAS ve Özgürlük Nöbeti Platformu'nun yanı sıra İHH, Al-Haq, Al-Mezan, Özgürlük Filosu Hareketi ve Mavi Marmara Derneği ile bağlantılı kuruluşlar da mercek altına alındı.
İsrail'in kara listesi: Hukukçular ve STK'lar
Edinilen bilgilere göre, İsrail makamları tarafından hazırlanan rapor, Türkiye'de İsrail askerlerine yönelik hukuki girişimlerde bulunan kişilerin kimlik bilgilerini, faaliyetlerini ve bağlantılarını içeriyor. Raporun amacı, bu kişilerin İsrail'e girişini engellemek, uluslararası alanda itibarsızlaştırmak ve olası yargı süreçlerine karşı önlem almak olarak yorumlanıyor. İsrail'in, özellikle 2010 yılında düzenlenen ve 10 Türk vatandaşının hayatını kaybettiği Mavi Marmara saldırısı sonrasında başlatılan hukuki süreçlerden rahatsız olduğu biliniyor. Bu kapsamda İHH İnsani Yardım Vakfı, Mavi Marmara Derneği ve Özgürlük Filosu Hareketi gibi kuruluşlar, İsrail askerlerinin yargılanması için uluslararası mahkemelere başvurmuştu. İsrail'in bu girişimleri engellemek için hazırladığı rapor, söz konusu kuruluşların faaliyetlerini yakından izlediğini gösteriyor.
WOLAS ve Özgürlük Nöbeti Platformu da hedefte
Raporda adı geçen WOLAS (Uluslararası Hukukçular ve Avukatlar Derneği) ve Özgürlük Nöbeti Platformu, İsrail askerlerinin savaş suçları işlediği gerekçesiyle çeşitli ülkelerde suç duyurularında bulunmuş, evrensel yargı yetkisi çerçevesinde girişimler başlatmıştı. Bu platformlar, İsrail askerlerinin tatil için gittikleri ülkelerde gözaltına alınması ve yargılanması için çalışmalar yürütüyor. İsrail'in hazırlattığı raporun, bu tür girişimlerin önünü kesmeyi amaçladığı değerlendiriliyor. Raporda ayrıca Al-Haq ve Al-Mezan gibi Filistinli insan hakları kuruluşları da yer alıyor. Bu kuruluşlar, İsrail'in Filistin topraklarındaki ihlallerini belgeleyerek uluslararası mercilere taşıyor. İsrail'in bu kuruluşları hedef alması, Filistin davasına destek veren uluslararası ağları çökertme çabası olarak okunuyor.
İsrail'in uluslararası hukukla imtihanı
İsrail'in söz konusu raporu hazırlaması, uluslararası hukuk ve insan hakları savunucuları tarafından endişeyle karşılandı. Hukukçular, bu tür bir raporun, ifade özgürlüğü ve adalete erişim hakkını ihlal ettiğini, aynı zamanda İsrail'in kendi askerlerini korumak için sivil toplumu baskı altına alma çabası olduğunu belirtiyor. Öte yandan, Türkiye'deki hukukçular ve STK'lar, İsrail'in bu girişimlerine rağmen çalışmalarından vazgeçmeyeceklerini, evrensel yargı yetkisi kapsamında suç duyurularının devam edeceğini dile getiriyor. Mavi Marmara saldırısının ardından İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerilim, 2016 yılında imzalanan anlaşma ile bir nebze olsun yatışmıştı. Ancak İsrail'in bu tür raporlarla hukukçuları hedef alması, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden gerginleştirebilir. Uzmanlar, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan tavrının, uzun vadede kendi tecritini derinleştireceğini vurguluyor.
Sonuç olarak, İsrail'in hazırlattığı rapor, sadece Türkiye'deki değil, dünya genelindeki insan hakları savunucularını hedef alan bir kara liste niteliği taşıyor. Bu durum, İsrail'in işlediği suçların üzerini örtme çabası olarak yorumlanırken, uluslararası toplumun bu konuda daha etkin bir tutum alması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor. Hukukçular, İsrail askerlerinin yargılanması için mücadelelerini sürdüreceklerini ve bu tür baskıların kendilerini yıldırmayacağını ifade ediyor.