Sivrisineklerin yaz aylarında bazı kişileri diğerlerine tercih ettiği bilinen bir gerçek. Uzun yıllardır bu seçim rastlantıya bağlanırken, yeni araştırmalar sivrisineklerin insanları belirli biyolojik işaretlere göre seçtiğini kanıtlıyor. Florida Üniversitesi ve John Hopkins Üniversitesi'nin ortak çalışmasına göre, sivrisineklerin bir kişiyi ısırma olasılığını artıran başlıca faktörler kan grubu, karbondioksit miktarı, ciltteki kimyasallar ve vücut sıcaklığı olarak sıralanıyor.
Kan grubu ve sivrisinek tercihi
Yapılan deneylerde, 0 kan grubuna sahip kişilerin A grubuna göre neredeyse iki kat daha fazla ısırıldığı gözlemlendi. Bunun nedeni, 0 grubu bireylerin cilt yüzeyinde daha fazla antijen salgılaması. Ayrıca, karbondioksit seviyesi yüksek olan kişiler (örneğin daha hızlı nefes alanlar, hamileler veya iri yapılı insanlar) sivrisinekler için daha çekici hale geliyor.
Ciltteki kimyasallar: Doğal kovucu ve çekiciler
Araştırmacılar, insan vücudunda üretilen 400'den fazla kimyasalı inceledi. Bunlardan karboksilik asit ve laktik asit gibi maddeler sivrisinekleri çekerken, Eucalyptus kokusuna benzer bazı bileşikler ise doğal bir kovucu görevi görüyor. Kalıtsal faktörler, bu kimyasalların ciltteki dağılımını etkiliyor ve bu nedenle aynı aileden kişiler benzer şekilde etkilenebiliyor.
Vücut sıcaklığı ve terleme
Sıcak havalarda terleyen kişilerde vücut ısısı yükseliyor ve bu durum sivrisinekleri cezbediyor. Ayrıca, terin içindeki amonyak ve ürik asit gibi maddeler de çekiciliği artırıyor. Bu nedenle spor yapan veya fiziksel aktivite sonrası duş almayan kişiler daha fazla ısırılmaya aday oluyor.
Nasıl korunulur?
Uzmanlar, sivrisinek kovucu losyonlar (DEET içeren), açık renkli giysiler, cibinlik ve sineklik kullanımını öneriyor. Ayrıca durgun su birikintilerinin temizlenmesi üreme alanlarını azaltıyor. Bilim insanları, gelecekte cilt kimyasallarını değiştirerek sivrisinekleri uzaklaştıran doğal yöntemlerin geliştirilebileceğini belirtiyor.
Sivrisinek ısırıkları sadece kaşıntıya değil, bazı bölgelerde sıtma, dengue gibi hastalıklara da yol açabiliyor. Bu nedenle bireysel korunma kadar toplumsal mücadele de önem taşıyor.