ABD ve İran arasında varılan nükleer mutabakat, Tel Aviv'de şok etkisi yarattı. Anlaşma sonrası İsrail'de yükselen 'Trump bize ihanet etti' sesleri, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceğini tehdit ediyor. Batılı ülkelerin son dönemde İsrail'e verdiği desteğin azalmasıyla birleşen bu gelişme, Netanyahu'nun iktidarını sarsacak bir dönemece işaret ediyor.
ABD'li gazeteci: Netanyahu'nun siyasi hayatı biter
Ünlü ABD'li gazeteci Seymour Hersh, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'ABD-İran mutabakatı, Netanyahu'nun siyasi hayatının sonu anlamına geliyor. Bu anlaşma, İsrail Başbakanı'nın yıllardır sürdürdüğü İran tehdidi söylemini tamamen çökertiyor' ifadelerini kullandı. Hersh, anlaşmanın İsrail iç siyasetinde büyük bir deprem yaratacağını belirtti.
İsrail basınında çarpıcı yorumlar
İsrail basını, mutabakatı 'tarihi bir dönüm noktası' olarak nitelendiriyor. Haaretz gazetesi, 'Netanyahu, İran kartını kaybetti; Trump'ın ihanetiyle baş başa kaldı' başlığını atarken, Yedioth Ahronoth ise 'Batı desteğini çekiyor, İsrail yalnızlaşıyor' yorumu yaptı. Özellikle sağcı kesimde, anlaşmanın İsrail'in güvenliğini tehdit ettiği yönünde yoğun bir eleştiri var.
Batı'dan İsrail'e azalan destek
Son aylarda Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD'de İsrail'e yönelik eleştiriler artıyor. İnsan hakları örgütlerinin raporları, Batı kamuoyunda Filistin meselesine daha fazla duyarlılık oluşmasına neden oldu. Biden yönetimi, İran ile müzakereleri önceliklendirirken, Netanyahu yönetiminin sert tutumu karşısında mesafeli bir duruş sergiliyor. Uzmanlar, bu durumun Netanyahu'nun uluslararası alandaki itibarını zedelediğini vurguluyor.
Anlaşmanın içeriği ve bölgesel yansımaları
Mutabakat, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngörüyor. Ancak İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin verildiği gerekçesiyle anlaşmayı sert bir dille eleştiriyor. Buna karşılık, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmayı bölgesel istikrar için olumlu bir adım olarak değerlendiriyor.
Sonuç olarak, ABD-İran mutabakatı sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengelerini de yeniden şekillendirecek bir potansiyele sahip. Netanyahu'nun bu süreçte nasıl bir siyasi strateji izleyeceği ise merak konusu. Ancak mevcut tablo, İsrail Başbakanı'nın en zorlu sınavlarından birini verdiğini gösteriyor. Uzun yıllardır İran tehdidini siyasi bir koz olarak kullanan Netanyahu, bu kozu kaybetmenin bedelini ağır ödeyebilir. Batı desteğinin erozyona uğradığı bir ortamda, İsrail iç siyasetinde yeni bir dönemin kapısı aralanıyor.