Silivri Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesindeki mahkeme salonunda görülen 'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ikinci duruşmasında, sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada iş adamı Ali Nuhoğlu, Sarıyer'deki değeri 50 milyon doları bulan villaların İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na devredilmesiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Nuhoğlu, söz konusu devrin 'işlerinden elde ettiği hak ediş' olduğunu belirterek, iddiaları doğruladı.
Duruşmada Neler Yaşandı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianame kapsamında görülen davada, Ali Nuhoğlu'nun savunması yaklaşık iki saat sürdü. Nuhoğlu, Sarıyer'deki lüks villaların İmamoğlu'na devriyle ilgili olarak, 'Bu devir, işlerimden elde ettiğim hak edişin karşılığıdır' ifadelerini kullandı. Savcılık, bu ifadeyi, söz konusu mal varlığı transferinin rüşvet niteliği taşıdığı yönündeki iddiaların itirafı olarak değerlendirdi.
Duruşmada ayrıca, İmamoğlu'nun savunmasını daha önce yaptığı ve suçlamaları reddettiği hatırlatıldı. Mahkeme heyeti, Nuhoğlu'nun beyanlarının ardından dosyadaki diğer delillerin incelenmesine geçti. Duruşma, öğleden sonra saatlerinde verilen aranın ardından sanık avukatlarının ek beyanlarıyla devam etti.
Villa Devrinin Ayrıntıları ve İddianame
İddianameye göre, Sarıyer'deki Zekeriyaköy mevkiinde bulunan ve piyasa değeri 50 milyon doları aşan villaların, Ali Nuhoğlu tarafından Ekrem İmamoğlu'na devredildiği belirtiliyor. Savcılık, bu devrin, Nuhoğlu'nun İBB ile olan iş ilişkileri sırasında gerçekleştiğini ve karşılığında çeşitli ihale ve imar süreçlerinde avantaj sağlandığını öne sürüyor.
Nuhoğlu'nun savunmasında, 'hak ediş' ifadesini kullanması, savcılığın 'rüşvet' suçlamasını güçlendirdi. Hukuk uzmanları, bir mal varlığının 'hak ediş' olarak nitelendirilmesinin, ticari bir alacak ilişkisini işaret ettiğini, ancak bunun kamu görevlisiyle olan ilişkide yasadışı bir menfaat transferi anlamına gelebileceğini vurguluyor.
İmamoğlu'nun Savunması ve Dava Süreci
Ekrem İmamoğlu, davanın ilk duruşmasında suçlamaları kabul etmemiş ve villaların kendisine ait olmadığını, iddiaların siyasi olduğunu savunmuştu. Ancak Ali Nuhoğlu'nun ikinci duruşmadaki beyanları, dosyadaki seyrini değiştirebilir. Mahkeme, Nuhoğlu'nun ifadesinin ardından villaların tapu kayıtlarını ve banka hareketlerini incelemeye aldı.
Dava, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki bazı ihalelerin usulsüz verildiği iddialarıyla birlikte değerlendiriliyor. Savcılık, Ali Nuhoğlu'nun şirketlerinin 2019-2023 yılları arasında İBB'den toplamda 2 milyar liranın üzerinde ihale aldığını belirtiyor. Bu ihalelerin büyük bölümünün, villa devrinin gerçekleştiği döneme denk geldiği öne sürülüyor.
Kamuoyu ve Siyasi Yansımalar
Duruşma çıkışında basın mensuplarına konuşan Nuhoğlu, 'Söylediklerimin arkasındayım. Bu bir hak edişti, rüşvet değil' dedi. Ancak muhalefet partileri, bu açıklamanın İmamoğlu'nu zor durumda bıraktığını savundu. AK Parti Sözcüsü, 'Yargı süreci devam ediyor, ancak ortaya çıkan tablo, İBB'deki yolsuzluk iddialarını doğrular niteliktedir' açıklamasını yaptı.
CHP cephesinden ise, 'Duruşma siyasi bir linç kampanyasına dönüştürülmüştür. Ali Nuhoğlu'nun ifadeleri baskı altında alınmıştır' şeklinde bir yanıt geldi. İmamoğlu'nun avukatları, Nuhoğlu'nun beyanlarının çelişkili olduğunu ve dosyaya yeni delil sunulmadığını belirtti.
Davanın Geleceği ve Hukuki Değerlendirme
Hukukçular, 'hak ediş' ifadesinin, Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinde tanımlanan rüşvet suçu kapsamında değerlendirilebileceğini söylüyor. Rüşvetin oluşması için, kamu görevlisine sağlanan menfaatin, göreviyle ilgili bir iş karşılığında verilmesi gerekiyor. Ali Nuhoğlu'nun 'işlerimden elde ettiğim hak ediş' sözü, bu menfaatin ticari bir alacak değil, kamu kaynağından sağlanan bir avantaj olduğu iddiasını güçlendiriyor.
Mahkeme, bir sonraki duruşmayı 15 gün sonraya erteledi. Bu süreçte, bilirkişi raporlarının tamamlanması ve tanık beyanlarının alınması bekleniyor. Dava, Türkiye'nin yerel seçim atmosferine girmesiyle birlikte siyasi tansiyonu daha da artırabilir.
Bağımsız gözlemciler, davanın seyrinin, yalnızca İmamoğlu'nun siyasi geleceğini değil, aynı zamanda yerel yönetimlerdeki ihale ve imar süreçlerinin şeffaflığını da etkileyeceğini belirtiyor. Ali Nuhoğlu'nun ifadesi, 'hak ediş' kavramının yargısal yorumunu da gündeme getirdi. Kamu kaynaklarının özel sektöre aktarımında 'hak ediş' ile 'rüşvet' arasındaki ince çizginin, önümüzdeki duruşmalarda daha net ortaya çıkması bekleniyor.