Sektörel Reel Kesim Güven Endeksi (RGE), 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla değişim gösterdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından derlenen verilere göre, imalat sanayisinde faaliyet gösteren firmaların mevcut durum ve gelecek beklentilerini yansıtan endeks, çeyreklik bazda belirgin bir hareketlilik sergiledi. Ekonomistler, bu değişimin arkasında küresel talep koşulları, iç piyasa dinamikleri ve maliyet baskılarının etkili olduğunu belirtiyor.
Endeksin Bileşenleri ve Sektörel Farklılaşma
RGE, iş durumu, toplam sipariş miktarı, mamul mal stoku, istihdam ve fiyat beklentileri gibi bir dizi alt kalemle hesaplanıyor. 2026 Ç1 döneminde özellikle toplam sipariş miktarında bir önceki çeyreğe göre ılımlı bir artış gözlenirken, mamul mal stoklarında ise hafif bir yükseliş kaydedildi. Dayanıklı tüketim malları sektörü, ihracat siparişlerindeki canlanma sayesinde endekse en fazla pozitif katkıyı yaparken, tekstil ve giyim sektöründe artan maliyetler nedeniyle daha temkinli bir görünüm hakim oldu. Kimya sektöründe ise petrokimya ürünlerinde yaşanan fiyat dalgalanmaları endeksi aşağı çekti.
İstihdam ve Yatırım Eğilimleri
Endeksin istihdam alt kalemi, 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki çeyrekle aynı seviyede kaldı. Firmaların yeni işe alım konusunda ihtiyatlı davrandığı, ancak mevcut çalışan sayısını koruma eğiliminde oldukları görüldü. Yatırım harcamalarına ilişkin sorular, özellikle enerji ve teknoloji yatırımlarına yönelik bir ivmelenmeye işaret etti. Birçok firma, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme projelerini hızlandırmak amacıyla bütçelerinde artışa gitti. Bu durumun önümüzdeki çeyreklerde endeksin yukarı yönlü hareketini desteklemesi bekleniyor.
Bağımsız değerlendirmeler, sektörel RGE'deki çeyreklik değişimin kırılgan bir iyileşme sinyali verdiğini, ancak enflasyonun seyri ve küresel ticaretteki belirsizliklerin sürdüğünü ortaya koyuyor. Merkez Bankası'nın para politikası duruşu ve maliye politikasındaki olası değişiklikler, önümüzdeki dönemde endeksin yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme için sektörel çeşitliliğin korunması ve rekabetçiliğin artırılması kritik önem taşıyor.