Büyükçekmece'de elleri ve ayakları bağlanarak halıya sarılı halde denizde bulunan Sedef Güler'in annesi Gülizar Sezer, kızının davasında yeni isimleri ve dosyadaki eksiklikleri gündeme getirmesinin ardından tehdit mesajları aldığını açıkladı. Sezer, 'Sedef'ime geç kaldılar, diğer çocuğuma geç kalmalarına izin vermeyeceğim. Karanlık eller var' dedi.
Tehditler ve soruşturma
Gülizar Sezer, avukatı aracılığıyla savcılığa başvurarak tehditleri bildirdi. Sezer, sosyal medya hesapları üzerinden kendisine ve ailesine yönelik tehditler içeren mesajlar gönderildiğini belirtti. Anne Sezer, 'Kızımın davasında dosyada olmayan bazı isimler var. Bu isimlerin ortaya çıkmasını istemeyenler var. Ben susturulmaya çalışılıyorum' ifadelerini kullandı. Olayla ilgili soruşturmanın gizliliği nedeniyle detaylı bilgi verilmezken, Sezer'in avukatı yaptığı açıklamada, müvekkilinin güvenliğinin sağlanması için koruma kararı talep ettiklerini söyledi.
Sedef Güler'in ölümü
2024 yılında Büyükçekmece sahilinde balıkçılar tarafından bulunan Sedef Güler'in elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılmış halde denizde olduğu bildirildi. Yapılan otopsi sonucunda Güler'in boğularak öldürüldüğü belirlendi. Olayın ardından başlatılan soruşturmada şu ana kadar iki kişi gözaltına alındı, ancak dosyada eksiklikler olduğu ve yeni şüphelilerin ortaya çıkabileceği öne sürüldü. Güler ailesi, adaletin yerini bulması için eylemler yapmış ve sık sık davanın takipçisi olmuştu.
Anne Sezer, daha önce yaptığı açıklamalarda, kızının öldürülmesinde birden fazla kişinin rolü olduğunu ve bazı isimlerin dosyadan çıkarıldığını iddia etmişti. Sezer, 'Kızımın katili kimse cezasız kalmamalı. Ben bu davayı takip edeceğim, pes etmeyeceğim' demişti.
Aile desteği ve hukuki süreç
Aile, tehditlere rağmen davayı takip etmeye kararlı. Gülizar Sezer'in diğer çocuğu olan ve ismi açıklanmayan kardeşi de tehditlerden bahsederek, 'Ailemize yönelik baskılar var ama biz korkmuyoruz. Sedef'in kanı yerde kalmayacak' dedi. Aile avukatı, tehditlerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınması için başvuruda bulunulduğunu ifade etti.
Olayın üzerinden geçen süreye rağmen, dosyada hala gizemli noktalar bulunuyor. Güler'in son olarak kimlerle görüştüğü, olay gecesi nerede olduğu ve cinayetin işlendiği yer gibi sorular hala yanıt bekliyor. Adli tıp raporunda, boğulma öncesi şiddet izlerine rastlandığı belirtiliyor. Bu bulgular, olayın planlı bir cinayet olduğunu gösteriyor.
Büyükçekmece'de işlenen bu vahşi cinayet, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, kadın cinayetlerine karşı toplumsal bir farkındalık oluşmasına neden olmuştu. Kadın dernekleri, davanın takipçisi olduklarını ve ailenin yanında olduklarını belirtti. Konuya ilişkin yapılan açıklamalarda, Sedef Güler'in ölümünün kadına yönelik şiddetin bir parçası olduğu vurgulanarak, faillerin en ağır şekilde cezalandırılması istendi.
Bu gelişmeler ışığında, dosyanın karanlıkta kalan noktalarının aydınlatılması ve tehditlerin soruşturmayı etkilememesi için yetkililerin daha dikkatli olması gerekiyor. Ailenin güvenliği, davanın sağlıklı bir şekilde sonuçlanabilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye'de kadın cinayetleri ve şüpheli ölümler her geçen yıl artarken, bu tür davaların takipçisi olmak, aileler için büyük bir mücadele gerektiriyor. Sedef Güler'in ailesinin kararlı duruşu, benzer durumdaki diğer ailelere de umut oluyor.