Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez hakkında, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan resen soruşturma başlattı. Soruşturmanın, Çömez'in son günlerde kamuoyuna yansıyan açıklamaları üzerine başlatıldığı öğrenildi. Başsavcılığın, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi kapsamında harekete geçtiği belirtiliyor.
Soruşturmanın Gerekçesi ve Kapsamı
Edinilen bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez hakkında, sosyal medya hesapları ve çeşitli platformlarda yaptığı paylaşımlar nedeniyle soruşturma başlattı. İddianameye esas teşkil edecek şikayetlerin, Çömez'in özellikle ekonomik veriler ve siyasi gelişmelere ilişkin yaptığı yorumları içerdiği ifade ediliyor. Savcılık, söz konusu paylaşımların “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu kapsamında değerlendirilebileceğini değerlendiriyor.
Soruşturmanın resen başlatılması, savcılığın bu tür eylemleri kendiliğinden takip ettiğini gösteriyor. Hukukçular, TCK’nın 217/A maddesinin, “sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla” gerçeğe aykırı bilgiyi yayma eylemlerini cezalandırdığına dikkat çekiyor. Bu kapsamda, Çömez’in özellikle deprem, ekonomi ve güvenlik konularındaki açıklamalarının mercek altına alındığı belirtiliyor.
Çömez’den İlk Açıklama
Gelişmelerin ardından Turhan Çömez, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, soruşturmayı “hukuki ama siyasi” olarak nitelendirdi. Çömez, “Hakkımda başlatılan soruşturmayı öğrendim. Bu, bir kez daha gösteriyor ki, iktidar muhalefeti susturmak için her yolu deniyor. Ben, halkın gerçekleri bilme hakkı için mücadele etmeye devam edeceğim.” ifadelerini kullandı. Çömez ayrıca, soruşturmanın hukuka aykırı olduğunu savunarak, “Herhangi bir yalan beyanım yoktur. Söylediklerim, kamuoyunun malumu olan bilgilerdir.” dedi.
Siyasi Partilerden Tepkiler
Soruşturma, siyasi partilerden de tepki çekti. CHP Sözcüsü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu soruşturma, muhalefeti yıldırmaya yönelik bir girişimdir. Hukukun gereği, Başsavcılığın bağımsız hareket etmesidir. Ancak bu tür kararlar, toplumda adalet duygusunu zedeliyor.” şeklinde konuştu. MHP kanadı ise, soruşturmanın hukuki bir süreç olduğunu ve sonucunun takip edileceğini belirtti. AK Parti cephesinden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Soruşturmanın Hukuki Boyutu
Uzmanlar, TCK’nın 217/A maddesinin uygulanabilmesi için, yayılan bilginin “gerçeğe aykırı” olması ve “kamu barışını bozmaya elverişli” bulunması gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, suçun oluşması için, failin “sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla” hareket etmesi şartı aranıyor. Bu nedenle, Çömez’in açıklamalarının içeriğinin, bu unsurları taşıyıp taşımadığı dosya üzerinden değerlendirilecek.
CEZA HUKUKU UZMANI PROF. DR. E. K.'YE GÖRE, SORUŞTURMA AŞAMASINDA TOPLANAN DELİLLER, ÇÖMEZ'İN SAVUNMASI VE TANIK BEYANLARI SONUCUNDA, SAVCILIK YA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARI VERECEK YA DA İDDİANAME HAZIRLAYACAK. SÜREÇ, ÇÖMEZ'İN YARGILANMASI İHTİMALİNİ DE GÜNDEME GETİRİYOR.
Geçmişteki Benzer Soruşturmalar
Bu soruşturma, Türkiye’de son yıllarda artan “dezenformasyon” suçlamalarıyla açılan davaların bir örneği olarak görülüyor. 2022 yılında yürürlüğe giren “basın yasası” olarak bilinen düzenleme, gazetecilerin ve siyasetçilerin paylaşımlarını da kapsayan geniş bir çerçeve çiziyor. Bu kapsamda, çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatıldı ve bazıları mahkum edildi. Uluslararası kuruluşlar, bu yasanın ifade özgürlüğünü kısıtladığı eleştirisinde bulunuyor.
Siyasi partiler arasındaki gerilimin arttığı bu dönemde, soruşturmaların muhalefet partilerine yönelik baskı aracı olarak kullanıldığı yorumları yapılıyor. Ancak Başsavcılık, soruşturmaların tamamen hukuki gerekçelerle yürütüldüğünü savunuyor.
Sonraki Süreç
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturması devam ederken, Turhan Çömez’in ifadesine başvurulması bekleniyor. Çömez’in, savcılık çağrısı üzerine ilerleyen günlerde ifade vereceği öğrenildi. Gelişmeler, Türkiye gündeminde geniş yankı bulurken, soruşturmanın seyri merakla takip ediliyor.
Türkiye’de ifade özgürlüğü ile kamu düzenini koruma arasındaki denge, her zaman tartışmalı bir alanda bulunuyor. Bu soruşturma da, muhalefet partileri üzerindeki hukuki baskıya ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle seçim öncesi dönemde, bu tür soruşturmaların yoğunlaştığı gözlemleniyor.