Türkiye'nin savunma sanayisindeki iddialı projeler, belirlenen takvimlere uyum sağlayamıyor. Milli muharip uçak KAAN, ana muharebe tankı ALTAY, uçak gemisi MUGEM ve hava savunma gemisi TF-2000 gibi projelerde resmi açıklamalar ile fiili durum arasındaki fark giderek artıyor. Bu durum, programların kredibilitesini sorgulatırken, savunma sanayi ekosisteminde de tedirginlik yaratıyor. Peki, bu gecikmelerin arkasında hangi gerçekler yatıyor? Projelerin geleceği için ne gibi adımlar atılıyor?
KAAN'ın seri üretim takvimi sarktı
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen milli muharip uçak KAAN'ın ilk uçuşunu 2023 sonunda yapması planlanmıştı. Ancak uçak, ilk uçuşunu 21 Şubat 2024'te gerçekleştirebildi. Ardından seri üretim ve teslimat tarihleri konusunda çeşitli hedefler açıklandı. Türkiye'nin 2030'lara kadar 100'den fazla KAAN'ı envantere alması beklenirken, son gelişmeler bu takvimin iyimser olduğunu gösteriyor. TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, KAAN'ın motor tedarikinde yaşanan sıkıntılara dikkat çekmiş, ancak yerli motorun devreye girmesiyle bu sorunun aşılacağını belirtmişti. Buna rağmen, uzmanlar motor tedarik zincirindeki kırılganlıkların yanı sıra test süreçlerinin uzayabileceğine işaret ediyor.
ALTAY tankında beş yıllık sürpriz gecikme
Ana muharebe tankı ALTAY'ın seri üretim sözleşmesi 2018'de BMC ile imzalanmış, ilk teslimatın 2021'de yapılması planlanmıştı. Ancak motor ve transmisyon gibi kritik bileşenlerin dışa bağımlılığı ve test aşamalarındaki aksaklıklar nedeniyle proje yıllarca sürüncemede kaldı. İlk prototipin teslimi ancak 2025 yılında gerçekleşebildi. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, tankın önümüzdeki dönemde kabul testlerinin yapılacağını ve seri üretime geçileceğini söylese de sektör temsilcileri, bu sürecin 2026'yı bulabileceğini ifade ediyor. Yerli motor çalışmalarının devam ettiğine işaret eden yetkililer, bu kapsamda BMC Güç ve Kader Motor'un çalışmalarının kritik önem taşıdığını vurguluyor.
MUGEM ve TF-2000: Denizlerdeki gecikme dalgası
Milli Uçak Gemisi MUGEM'in inşa sözleşmesi 2023'te imzalandı. Türkiye'nin bu alandaki öncü projesinin 2027'de denize indirilmesi planlandı. Ancak tasarım değişiklikleri ve gemi inşa altyapısının geliştirilmesi süreci planlanandan uzun sürüyor. İlk kesimin atılmasının 2025 sonuna sarktığı konuşulurken, gemi üzerindeki elektronik harp sistemlerinin entegrasyonunun da ayrı bir meydan okuma olduğu belirtiliyor. Öte yandan TF-2000 hava savunma muhribi için de benzer bir tablo geçerli. İlk geminin 2027'de teslim edilmesi planlanırken, ön tasarım çalışmaları halen tamamlanabilmiş değil. Özellikle yeni nesil radar ve silah sistemlerinin geliştirilmesi, projenin en kritik bağımlılığını oluşturuyor. Kalyon, ASELSAN ve Roketsan'ın ortak çalışmalarına rağmen, entegrasyon testlerinin ancak 2026'da başlayabileceği ifade ediliyor.
Takvim tutmamanın arkasındaki gerçekler
Uzmanlar, bu gecikmelerin çok sayıda faktörün birleşiminden kaynaklandığını belirtiyor. İlk olarak, teknoloji transferi kısıtlamaları ve dışa bağımlılık en önemli darboğazı oluşturuyor. Özellikle motor, aviyonik ve hazır giyim gibi kalemlerdeki yabancı tedarikçilere bağımlılık, proje takvimlerini doğrudan etkiliyor. İkinci neden ise projelerin kapsamındaki sürekli güncellemeler. Savunma Sanayii Başkanlığı, projelerin gereksinimlerinde değişikliğe giderek yeni teknolojilerin dahil edilmesini isteyebiliyor. Bu da mühendislik süreçlerini uzatıyor. Üçüncü neden ise nitelikli insan kaynağı ve test altyapısının yetersizliği. Türkiye'nin savunma sanayisinde son 20 yılda büyük bir atılım yapmasına rağmen, proje sayısının artması, deneyimli personel ihtiyacını da beraberinde getirdi. Şirketler arasındaki yetenek rekabeti, projelerin geç işlemesine yol açan etkenlerden biri olarak gösteriliyor.
Yaşanan gecikmelere rağmen projelerin iptal edildiği gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirten yetkililer, tüm projelerin tamamlanması konusunda kararlı olduklarını ifade ediyor. Türkiye'nin savunma sanayisindeki hedefi, kritik teknolojilerde tam bağımsızlık. Bu kapsamda TÜBİTAK SAGE'nin ve üniversitelerin yürüttüğü temel araştırma projelerine ağırlık verilmesi, uzun vadede bu gecikmelerin önüne geçilebileceğini gösteriyor. Ancak uluslararası arenada Türkiye'nin savunma kabiliyetine yönelik beklentilerin yüksek olduğu bir dönemde, yetkililerin ve şirketlerin daha gerçekçi takvimler ortaya koyması, güvenilirliği artırmak açısından elzem görünüyor.