Gazeteci kökenli AKP'li siyasetçi Şamil Tayyar, Ergenekon ve Balyoz kumpas davalarına yaptığı 'kitaplı' katkılarla yeniden gündeme geldi. Tayyar'ın, dönemin AKP hükümeti ile FETÖ arasındaki ittifakta rakip belirleme operasyonlarına nasıl destek verdiği, siyasi kulislerde tartışılıyor. Özellikle yayımladığı kitaplarda, darbe iddialarını destekleyen içeriklerle kumpasın meşrulaştırılmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Bu durum, Tayyar'ın geçmiş gazetecilik kariyeri ile siyasi kimliği arasındaki çelişkileri de ortaya seriyor.
Şamil Tayyar'ın Kumpas Sürecindeki Rolü
Şamil Tayyar, 2008-2013 yılları arasında süren Ergenekon ve Balyoz davalarında, yazdığı kitaplarla önemli bir figür haline geldi. 'Kürt İslamcılar ve Şeriatçılar' ve 'Operasyon: Ergenekon' adlı eserlerinde, dönemin muhaliflerini hedef alan iddialara yer verdi. Bu kitaplar, kumpas sürecinde kullanılan deliller arasında gösterildi. Tayyar'ın, AKP-FETÖ ittifakı içinde rakip belirleme operasyonunda kritik bir rol oynadığı, dönemin gizli tanıkları ve yargı mensupları tarafından da doğrulandı. Tayyar, sonraki yıllarda bu kitaplarının kumpasın parçası olduğunu kabul etmedi, ancak eleştirilerin odağı olmayı sürdürüyor.
Tayyar'ın katkıları sadece kitaplarla sınırlı kalmadı. Medyada yayımladığı köşe yazıları ve katıldığı televizyon programlarında, dönemin hükümeti lehine ve muhaliflere karşı bir söylem geliştirdi. Özellikle, dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tutuklanması sonrasında yayımladığı yazılarla, kumpasın üzerindeki şüpheleri dağıtmaya çalıştı. Bu durum, Tayyar'ın bağımsız gazetecilik anlayışından uzaklaştığı ve siyasi bir pozisyon aldığı yönünde yorumlandı.
AKP-FETÖ İttifakı ve Kumpasların Derinliği
Ergenekon ve Balyoz kumpasları, AKP ile FETÖ arasında kısa süreli bir ittifakın ürünü olarak ortaya çıktı. Bu süreçte, kamuoyunda 'rakip belirleme operasyonları' olarak anılan uygulamalarla, muhaliflerin etkisiz hale getirilmesi hedeflendi. Tayyar'ın kitapları, bu operasyonların medya ayağını oluşturdu. Dönemin bazı siyasetçileri ve gazetecileri, Tayyar'ı 'kumpasın ideoloğu' olarak nitelendirdi. Özellikle, 2016'daki darbe girişimi sonrası FETÖ ile yollarını ayıran isimler, Tayyar'ın kumpastaki rolünü daha net bir şekilde tanımladı.
Bugün AKP içinde siyasi hayatına devam eden Tayyar, geçmişteki bu faaliyetlerine dair net bir özeleştiri yapmadı. Ancak, kumpasların mahkeme kararlarıyla hukuksuz olduğunun ortaya çıkmasının ardından, konuyla ilgili sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu tutum, kamuoyunda Tayyar'ın samimiyetine yönelik soru işaretlerini artırıyor. Siyasi kulislerde, Tayyar'ın bu süreçteki eylemlerinin etik açıdan sorgulanması gerektiği ifade ediliyor.
Tayyar'ın Siyasi Geleceği
Şamil Tayyar, mevcut durumda AKP'den milletvekili olarak görev yapıyor. Ancak, geçmişteki kumpas faaliyetlerine katılımı, siyasi kariyerini olumsuz etkileyebilir. Özellikle muhalefet partileri, Tayyar'ın bu konuda hesap vermesi gerektiğini sık sık dile getiriyor. Tayyar ise, konuyla ilgili olarak 'ders kitapları' yazma sürecinde olduğunu belirterek, eleştirilere kapalı bir tutum sergiliyor. Bu durum, kamuoyunda Tayyar'a yönelik güvensizliği perçinliyor. Özellikle, kumpas mağdurları ve aileleri, Tayyar'ın eylemlerinden dolayı özür dilemesi gerektiğini savunuyor.
Sonuç olarak, Şamil Tayyar'ın rakip belirleme operasyonlarındaki rolü, Türkiye siyasetindeki en tartışmalı konulardan biri olmaya devam ediyor. Geçmişte kumpaslara alet olan isimlerin bugün halen aktif siyasette yer alması, hukuki ve etik sorunları da beraberinde getiriyor. Bu süreçte, kamuoyunun bu konuları unutmaması ve sorumluluklarını hatırlatması gerekiyor. Aksi takdirde, benzer olayların tekrarlanma riski her zaman mevcut olacak. Türkiye'nin demokratikleşme yolculuğunda, geçmişin yüzleşmesi ve hesaplaşması önemli bir adım olarak görülüyor.