Cumhuriyet gazetesinin, Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz'ın 'Dışişleri Bakanlığı Suriye Özel Temsilcisi' unvanını kullanmasına ilişkin haberine, diplomatik çevrelerden 'gayriresmi yanıtlar' geldi. Dışişleri Bakanlığı'nda 39 yıl görev yapmış emekli Büyükelçi Bozkurt Aran, bu yanıtları Cumhuriyet'e değerlendirdi. Aran, Yılmaz'a bu unvanın verilmesinin diplomatik protokol açısından çeşitli soru işaretleri doğurduğunu belirtti.
Unvan Tartışmasının Perde Arkası
Cumhuriyet'in ulaştığı bilgilere göre, Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz'ın, Suriye'deki temaslarında ve bazı uluslararası toplantılarda 'Dışişleri Bakanlığı Suriye Özel Temsilcisi' unvanını kullandığı iddia edilmişti. Bu durum, Dışişleri Bakanlığı ve diplomatik camiada geniş yankı buldu. İddiaya göre, Yılmaz'ın bu unvanı kullanması, bakanlığın bilgisi dahilinde olmadığı gibi, mevcut diplomatik hiyerarşiye aykırı bir uygulama olarak değerlendiriliyor.
Habere karşı 'gayriresmi yanıtlar' olarak nitelendirilen açıklamalarda, unvanın geçici bir görevlendirme sonucu verildiği ve herhangi bir sorun olmadığı savunuldu. Ancak bu açıklamalar, özellikle emekli diplomatlar arasında kuşkuyla karşılandı. Zira bu tür özel temsilcilik unvanlarının, Dışişleri Bakanı veya Bakan Yardımcısı düzeyinde resmi karar ve mevzuata dayanması gerektiği biliniyor.
Bozkurt Aran'ın Değerlendirmesi
Bozkurt Aran, konuya ilişkin Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada, Türk dış politikasında son yıllarda yaşanan bazı uygulamaların geleneksel diplomatik normlardan saptığını ifade etti. Aran, "Şam Büyükelçimize bu tür bir unvanın verilmesi, Suriye'deki karmaşık süreçte daha esnek bir hareket alanı sağlamak amacıyla düşünülmüş olabilir. Ancak burada kritik olan, bu yetkinin resmi olarak nasıl tanımlandığıdır. Ortada resmi bir kararname veya bakanlık genelgesi yoksa, büyükelçinin kendi inisiyatifiyle böyle bir unvan kullanması, protokolde sorunlara yol açabilir." dedi.
Aran, emekli bir diplomat olarak kariyeri boyunca benzer durumlarla karşılaştığını belirterek, tüm büyükelçilerin, kendi unvanları ve görev tanımları dışında hareket etmemeleri gerektiğini vurguladı. Ayrıca, bu tür uygulamaların Türkiye’nin itibarına zarar verebileceğini, özellikle de Suriye gibi hassas bir coğrafyada angajman yürütülürken dikkatli olunması gerektiğini sözlerine ekledi.
Suriye'deki Diplomasi ve Türkiye'nin Rolü
Türkiye, 2011 yılında başlayan iç savaştan bu yana Suriye'de birçok kez diplomatik girişimde bulundu. Astana süreci ve Soçi mutabakatları gibi platformlarda aktif rol üstlenen Türkiye, aynı zamanda Suriye'nin kuzeyinde oluşturduğu güvenli bölgelerle sahadaki etkinliğini sürdürmektedir. Savaşın başından bu yana Şam rejimiyle yaşanan gerilimli ilişkiler, son yıllarda bazı kesimler arasında normalleşme tartışmalarını gündeme getirmişti.
Bu bağlamda, Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz'ın özel temsilci unvanı kullanması, Türkiye'nin Suriye politikasında yumuşama sinyali olarak yorumlanabilir. Ancak bu durumun bürokratik bir karmaşadan ibaret olup olmadığı veya politik bir mesaj içerip içermediği hâlâ belirsiz. Türkiye'nin, Suriye'nin toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyeti ve PKK/YPG ile mücadelesi, bu normalleşme çabalarının önündeki temel engeller arasında yer alıyor.
Şu an için Dışişleri Bakanlığı'ndan konuya ilişkin net bir açıklama gelmiş değil. Kamuoyunda merak edilen, bu unvanın mevcut hukuki dayanağının ne olduğu ve daha da önemlisi, Türk dış politikasının Suriye dosyasında yeni bir sayfa açıp açmayacağı.
Yeni isimle anılan bu süreç, Türkiye'nin Suriye'deki diplomatik ağırlığını artırma çabası olarak da okunabilir. Ancak diplomatik teamüller gereği, bu tür görevlendirmeler şeffaf bir şekilde ve resmi protokole uygun olarak yapılmalıdır. Aksi halde, benzer tartışmalar gelecekte de yaşanabilir ve Türk dış politikasının etkinliğini zayıflatabilir.