Emekli Tuğgeneral Ali Er, Türkiye'nin gündeminde olan yeni çözüm sürecine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Er, sürecin iktidarın seçim kazanma hedefi ile DEM Parti ve PKK'nın taviz koparma arayışı arasında sıkışmış bir "al/ver pazarlığı"na dönüştüğünü belirterek, "Bu politikanın sonu kanlı bitebilir" uyarısında bulundu. Ali Er, ilk çözüm sürecindeki deneyimlere dikkat çekerek, benzer hataların tekrarlanmaması gerektiğini vurguladı.
Emekli Generalden Sert Eleştiriler: Süreç Pazarlığa Dönüştü
Emekli Tuğgeneral Ali Er, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalarda, mevcut çözüm sürecinin tarafların çıkar odaklı yaklaşımları nedeniyle amacından saptığını ifade etti. Er, "İktidar, seçimleri kazanmak için bu süreci bir araç olarak görüyor. DEM Parti ve PKK ise bu süreçten maksimum taviz koparmaya çalışıyor. Ortada ne özgürlük ne eşitlik ne de kalıcı barış var. Sadece bir güç mücadelesi var" dedi.
Türkiye'nin ilk çözüm sürecinde yaşananları hatırlatan Ali Er, o dönemde de benzer bir tablonun ortaya çıktığını ve sürecin başarısızlıkla sonuçlandığını belirtti. Er, "2013-2015 yılları arasındaki ilk çözüm sürecinde de aynı hatalar yapıldı. Taraflar birbirine güvenmedi, süreç bir pazarlık masasına dönüştü ve sonunda kanlı bir şekilde sona erdi. Şimdi aynı senaryo tekrar ediliyor" ifadelerini kullandı.
Geçmişte Yaşananlar ve Bugünkü Benzerlikler
Emekli Tuğgeneral, ilk çözüm sürecinin en önemli kırılma noktalarından birinin PKK'nın silah bırakma konusundaki tutumu olduğunu hatırlattı. Ali Er, "İlk süreçte PKK, silah bırakmaya yanaşmadı, sadece zaman kazanmaya çalıştı. Bu da sürecin inandırıcılığını zedeledi. Şimdi de benzer bir tablo görüyoruz. PKK, barışçıl bir çözümden ziyade kendi varlığını sürdürmek için müzakere masasını kullanıyor" dedi.
Türkiye'nin milli güvenliği açısından bu tür süreçlerin çok riskli olduğuna dikkat çeken Er, "Devlet, terör örgütüyle doğrudan masaya oturmak yerine, önce örgütü etkisiz hale getirmeli, sonra siyasi çözüm konuşmalıdır. Aksi takdirde bu süreçler örgütün yeniden yapılanmasına ve güç kazanmasına yol açar" şeklinde konuştu.
Tarafların Beklentileri ve Sürecin Geleceği
Ali Er, sürecin geleceğine ilişkin de öngörülerde bulundu. İktidarın önümüzdeki seçimlerde oy kaybetme endişesiyle bu adımı attığını savunan Er, "AKP, seçimlerde güç kaybediyor. Bu süreç, kamuoyunda oluşan barış umudunu kullanarak oy toplamak için başlatılmış olabilir. Ancak bu strateji riskli; çünkü terör örgütüyle yapılan her pazarlık devletin prestijini zedeler" dedi.
DEM Parti ve PKK'nın taleplerinin ise sınır tanımadığını ifade eden Er, "Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan talepler; özerklik, anadilde eğitim, yerel yönetimlerde güç paylaşımı gibi konular. Bunlar Türkiye'nin üniter yapısıyla çelişen talepler. Bu taleplere taviz vermek ülkenin bölünmesine zemin hazırlar" uyarısında bulundu.
Sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmediğini de eleştiren Ali Er, "Kamuoyu süreç hakkında yeterince bilgilendirilmiyor. Kimin ne konuştuğu, hangi maddelerin masada olduğu bilinmiyor. Bu durum toplumda endişe ve güvensizlik yaratıyor" dedi.
Sonuç Yerine: Süreç Yönetimi Uyarısı
Emekli Tuğgeneral Ali Er, son olarak sürecin başarısız olması durumunda yaşanabilecek senaryolara dikkat çekti. Er, "Eğer bu süreç, tıpkı ilkinde olduğu gibi bir pazarlığa dönüşür ve taraflar anlaşamazsa, ortaya çıkacak hayal kırıklığı yeni çatışmalara zemin hazırlayabilir. Bu durum sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu değil, tüm Türkiye'yi etkileyebilecek bir güvenlik krizine yol açabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Ali Er, hükümete çağrıda bulunarak, "Bu süreci bir seçim yatırımı olarak görmekten vazgeçilmelidir. Süreç, ulusal mutabakatla, şeffaf ve samimi bir şekilde yürütülmelidir. Aksi takdirde bu politikanın sonu kanlı bitebilir" dedi. Türkiye'nin bekasının söz konusu olduğu bu tür kritik meselelerde, tüm siyasi aktörlerin ve toplumun ortak aklıyla hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Er, aksi takdirde tarihin acı derslerinin tekerrür edeceğini belirtti.