Saadet Partisi, Karabük il binasına astığı 'NATO'ya hayır' yazılı pankart nedeniyle kendilerine uygulanan para cezasının iptali için yargı yoluna başvurdu. Parti yetkilileri, pankartın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, idari para cezasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Karabük İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, pankartın asıldığı gün bir parti görevlisine 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında para cezası kesmişti. Olay, siyasi partilerin kamuya açık alanlarda yaptığı açıklamalara ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Ceza gerekçesi ve partinin itirazı
Karabük Valiliği'ne bağlı emniyet müdürlüğü, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na dayanarak pankartın 'toplumda korku ve panik yaratacağı' gerekçesiyle kaldırılmasına ve ceza kesilmesine hükmetti. Ancak Saadet Partisi İl Başkanlığı, yaptığı yazılı açıklamada pankartın barışçıl bir protesto niteliği taşıdığını ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirtti. Açıklamada, 'Partimiz, NATO karşıtı duruşunu her platformda dile getirmektedir. Bu pankart, sadece barışçıl bir görüş ifadesidir. Böyle bir cezanın hukuki dayanağı yoktur' ifadelerine yer verildi. Parti avukatı, idare mahkemesine başvurarak cezanın iptalini talep etti.
NATO karşıtlığı ve Saadet Partisi'nin duruşu
Saadet Partisi, kuruluşundan bu yana NATO'ya eleştirel bir yaklaşım sergiliyor. Parti, özellikle son dönemde Ukrayna-Rusya savaşı ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler nedeniyle NATO'nun genişlemesine ve askeri operasyonlarına karşı çıkıyor. 2023 yılında düzenlenen NATO zirvesi öncesinde de benzer bir pankart kampanyası yürütmüştü. Parti genel merkez sözcüsü, yaptığı değerlendirmede 'Türkiye milyarlarca doları NATO'ya harcarken vatandaş geçim sıkıntısı çekiyor. Biz bu yanlış politikayı her vesileyle eleştirmeye devam edeceğiz' dedi. Saadet Partisi'nin bu tutumu, diğer muhalefet partileri tarafından da kısmen destek buluyor; ancak iktidar kanadı bu tür eylemleri 'milli güvenliğe tehdit' olarak nitelendiriyor.
Hukuki süreç ve emsal teşkil edebilecek karar
Mahkemenin vereceği karar, siyasi partilerin kamuya açık alanlardaki ifade özgürlüğü sınırları açısından emsal teşkil edebilir. Anayasa Mahkemesi daha önce bireysel başvurularda ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiğine hükmetmişti. Saadet Partisi'nin başvurusunda da bu kararlara atıf yapıldığı öğrenildi. Hukukçular, somut olayın 'kamu düzeni' ve 'ifade özgürlüğü' dengesi açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin benzer davalarda verdiği kararlar, Türk mahkemeleri için yol gösterici olabilir.
Başvurunun sonucu, siyasi partilerin seçim dönemleri dışında da propaganda yapma hakkını yakından ilgilendiriyor. Uzmanlar, idari makamların ceza uygularken orantılılık ilkesine uyup uymadığının da sorgulanması gerektiğini vurguluyor. Saadet Partisi yetkilileri, süreci yakından takip ettiklerini ve hukuki mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini ifade etti.