Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün bir anaokulunun çocuk kulübü için düzenlediği ihale, öğretmen temininin inşaat ve yemekçilik şirketi üzerinden yapılacak olması nedeniyle kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Toplam bedeli 1 milyon 851 bin TL olan ihale, Klas Global İnşaat Yemekçilik şirketine verildi. İhaleyle beş ücretli öğretmenin, bir inşaat firması aracılığıyla mı temin edileceği sorusu, eğitim camiasında ve sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı.
İhale Süreci ve Tartışmalar
Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü, bir anaokulunun Çocuk Kulübü için personel hizmet alımı ihalesi düzenledi. İhale dokümanında, beş ücretli öğretmenin görevlendirilmesi için hizmet alımı yapılacağı belirtildi. Ancak ihaleyi kazanan firmanın bir inşaat ve yemekçilik şirketi olması, öğretmenlerin bu şirket üzerinden mi çalıştırılacağı sorusunu gündeme getirdi. Eğitim uzmanları, öğretmen istihdamının eğitim kurumları veya Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılması gerekirken, özel şirketler aracılığıyla yapılmasının eğitim kalitesini düşürebileceğini ve öğretmenlerin özlük haklarını olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.
İhale süreci, Milli Eğitim Bakanlığı'nın taşra teşkilatları tarafından yürütülen hizmet alımlarının, eğitim öğretim hizmetlerinin aksamasına yol açmaması için büyük bir titizlikle ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş gibi sendikalar, konuyla ilgili yazılı açıklama yaparak, yaşanan durumun eğitimde taşeronlaşmanın bir örneği olduğunu ve öğretmenlerin güvencesiz çalıştırılmasına yol açacağını ifade etti.
İdarenin Açıklaması ve Mevzuat Durumu
Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, ihalenin mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini ve Çocuk Kulübü'nde görevlendirilmek üzere ücretli öğretmen temininin, ilgili yönetmelikler çerçevesinde hizmet alımı yoluyla yapıldığını savundu. İhale dokümanında, öğretmenlerin nitelikleri ve görev tanımlarının ayrıntılı bir şekilde yer aldığı, firmanın sadece personel temininde aracı olduğu ifade edildi. Ancak uzmanlar, bu tür uygulamaların eğitimde verimliliği artırmaktan ziyade, öğretmenlerin mali haklarının iyileştirilmesini engelleyen bir yapıya sahip olduğunu dile getiriyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2023/2024 eğitim öğretim yılı itibarıyla ücretli öğretmen uygulamasına devam ettiği, bu kapsamda il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin ihtiyaç halinde öğretmen görevlendirmesi yapabildiği biliniyor. Ancak normal şartlarda ücretli öğretmen başvuruları, doğrudan milli eğitim müdürlüklerine yapılıyor ve atamalar da bu kurumlarca gerçekleştiriliyor. Bu ihaleyle birlikte, öğretmenlerin bir inşaat firmasının elemanı olarak çalıştırılması, akıllara 'örtülü taşeronluk' uygulamasını getiriyor.
İhale süreciyle ilgili en büyük eleştiri, eğitim gibi stratejik bir alanda, öğretmen istihdamının piyasa koşullarına bırakılmasının eğitim hakkını olumsuz etkileyeceği noktasında yoğunlaşıyor. Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Öğretmenlik, bir inşaat firmasının taşeronu olabilecek bir meslek değildir. Bu uygulama, eğitim sistemimizi itibarsızlaştırmaktadır." ifadelerini kullandı.
Ücretli Öğretmenlik ve Taşeronlaşma Sorunu
Türkiye'de ücretli öğretmenlik uygulaması, özellikle öğretmen atamalarının yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan bir yöntem olarak biliniyor. Ancak bu öğretmenler, genellikle düşük ücretlerle, güvencesiz bir şekilde çalıştırılıyor. 2016 yılında yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte, özel okullarda çalışan öğretmenlerin de dahil olduğu bazı alanlarda taşeronlaşma eğilimleri artmıştı. Bu tür uygulamaların, eğitimin niteliğini düşürdüğü ve öğretmenler arasında eşitsizlik yarattığı bilimsel araştırmalarla da ortaya konuyor.
Eğitim Bir-Sen'in yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'de her yıl ortalama 5 bin öğretmen ataması yapılırken, ihtiyaç duyulan öğretmen sayısı 100 binin üzerinde. Bu açık, ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılıyor. Afyonkarahisar'daki bu ihale, aslında bu sorunun ne kadar derin olduğunu gözler önüne seriyor. Bir anaokulunda beş ücretli öğretmen istihdamı için 1.8 milyon TL gibi yüklü bir bütçe ayrılması, eğitim harcamalarının nasıl yönetildiği konusunda da soru işaretleri doğuruyor.
Milli Eğitim Bakanı'nın son dönemde yaptığı açıklamalarda, öğretmen ihtiyacının giderilmesi için yeni atamaların sinyalini vermesi, ancak bu tür ihalelerin yaşanması, Bakanlığın taşradaki uygulamalarının ne kadar denetlendiği konusunu da gündeme getiriyor. Sendikalar, bu tür ihalelerin iptal edilmesini ve öğretmenlerin doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı kadrolarına alınmasını talep ediyor.
Konunun takipçisi olacağını belirten veliler ise, çocuklarının eğitiminin bir inşaat firmasının insafına bırakılmasını endişeyle karşılıyor. Bir veli, "Çocuğumuzun öğretmeni, 'şirket elemanı' olarak mı geçecek? Bu, çocuklarımızın gözünde öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeliyor." şeklinde tepki gösterdi.
Değerlendirme
Eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en kritik alandır. Öğretmenlerin istihdamı, mali hakları ve çalışma koşulları, eğitimin kalitesini doğrudan etkiler. Afyonkarahisar'daki bu ihale, eğitimde taşeronlaşmanın ne denli tehlikeli boyutlara ulaştığının bir işareti olarak okunmalıdır. Öğretmenlik, bir inşaat firmasının alt işvereni altında, geçici ve güvencesiz bir meslek haline getirilemez. Bu uygulama, Anayasa'da güvence altına alınan eğitim hakkına da aykırıdır. Eğitim alanındaki bu tür uygulamalar, politika yapıcıların öğretmen istihdamına yönelik köklü çözümler üretmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Öğretmenlerin kadrolu, güvenceli ve itibarlı bir çalışma düzenine kavuşması, hem eğitim kalitesini artıracak hem de çocuklarımızın geleceğini güvence altına alacaktır. Bu ihale, sadece bir şehirdeki beş öğretmenin değil, ülke genelindeki binlerce öğretmenin kaderini değiştirecek adımların atılması için bir fırsat olmalıdır.