Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan son istihdam raporu, üye ülkelerde işgücü piyasalarının son bir yılda görece dayanıklı kaldığını ancak işsizlik oranlarındaki hafif artış ve yapısal işgücü açıklarının ekonomi için risk oluşturduğunu ortaya koydu. Raporda, özellikle genç işsizliği ve düşük vasıflı işçilerdeki istihdam kayıplarının önümüzdeki dönemde sosyal ve ekonomik dengeleri sarsabileceği uyarısı yapıldı.
İşsizlikteki hafif artış ve sektörel dengesizlikler
OECD verilerine göre, 2023’ün ikinci yarısında işsizlik oranı ortalama yüzde 5,1’e yükseldi. Bu oran, 2022’nin aynı döneminde yüzde 4,8 seviyesindeydi. Artış, özellikle imalat sektöründe küresel talebin yavaşlaması ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle bazı işletmelerin üretim ve istihdamı kısmasından kaynaklanıyor. Aynı dönemde hizmet sektörü istihdamı nispeten güçlü kalırken, bu durum sektörel dengesizliklerin derinleştiğine işaret ediyor. Raporda, işsizlik artışının büyük ölçüde gençler (15-24 yaş) ve düşük eğitim düzeyine sahip çalışanlar arasında yoğunlaştığı belirtiliyor. Örneğin, OECD genelinde genç işsizliği yüzde 11,3’e ulaşırken, bu oran 2022’de yüzde 10,1 idi.
Yapısal işgücü açığı ve uzun vadeli tehditler
Raporda en dikkat çekici uyarılardan biri, yapısal işgücü açıklarının giderek büyümesi oldu. Teknolojik dönüşüm, yeşil enerji geçişi ve yaşlanan nüfus gibi faktörler, mevcut işgücü arzı ile talep arasındaki uçurumu derinleştiriyor. OECD, üye ülkelerdeki işletmelerin yüzde 40’ının nitelikli eleman bulmakta zorlandığını ve bu oranın pandemi öncesine göre 10 puan arttığını bildiriyor. Özellikle bilgi teknolojileri, sağlık ve yenilenebilir enerji alanlarında işgücü talebi karşılanamıyor. Bu durum, üretkenlik artışını sınırlarken, ücret enflasyonu baskısına da yol açıyor. OECD, işgücü piyasalarındaki bu yapısal sorunların uzun vadede ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceğini ve sosyal eşitsizlikleri artırabileceğini vurguluyor.
Raporda ayrıca, kadınların işgücüne katılım oranının erkeklere göre hâlâ düşük olduğu ve bu farkın kapanması için daha fazla teşvik ve esnek çalışma modelleri gerektiği ifade ediliyor. Çalışma saatlerinde düşüş ve uzaktan çalışma düzenlemelerinin kalıcı hale gelmesi, işgücü piyasasının geleceğini şekillendiren diğer önemli faktörler arasında sayılıyor.
Politika önerileri ve gelecek perspektifi
OECD, üye ülkelere işgücü piyasalarını güçlendirmek için aktif işgücü politikalarının yanı sıra eğitim ve beceri geliştirme programlarına yatırım yapmalarını öneriyor. Özellikle dijital ve yeşil becerilere yönelik eğitimlerin yaygınlaştırılması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca, göç politikalarının vasıflı işgücü açığını kapatmak için daha esnek hale getirilmesi, emeklilik ve sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliği için de önem taşıyor. Raporda, işsizlik artışının geçici olduğu ancak yapısal rejromlar yapılmazsa kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısı yer alıyor.
OECD’nin bu uyarısı, küresel ekonominin zorlu bir dönemden geçtiğini ve işgücü piyasalarındaki kırılganlıkların dikkatle yönetilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki yaşlanan nüfus, teknolojik dönüşüm ve iklim hedefleri, işgücü piyasalarını yeniden şekillendirirken, politikaların da bu dönüşüme ayak uydurması kritik öneme sahip.