Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, obezitenin birçok sağlık sorunuyla bağlantılı kronik bir hastalık olduğunu belirterek, diyet ve egzersizle kalıcı kilo kaybı sağlayamayan uygun hastalarda cerrahi seçeneğinin değerlendirilebildiğini söyledi. Düzci, ameliyat sonrası dönemin tedavinin sonu değil, yeni bir başlangıç olduğunu vurguladı.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde 1 milyardan fazla insan obezite ile mücadele ediyor. Türkiye'de ise yetişkin nüfusun yaklaşık üçte biri obez, yarısından fazlası ise fazla kilolu. Obezite; tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, uyku apnesi, eklem problemleri ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkili. Bu nedenle obezite cerrahisi, sadece estetik bir müdahale değil, hayat kurtarıcı bir tedavi yöntemi olarak öne çıkıyor.
Obezite Cerrahisi Kimler İçin Uygun?
Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, obezite cerrahisinin her hasta için uygun olmadığını, belirli kriterlerin karşılanması gerektiğini ifade etti. Vücut kitle indeksi (VKİ) 40 ve üzeri olan veya VKİ 35 olup obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireylerde cerrahi tedavinin düşünülebileceğini aktardı. Ancak bu kararın, multidisipliner bir ekip tarafından verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Endokrinolog, psikiyatrist, diyetisyen ve cerrahın bir arada değerlendirdiği hastaların ameliyata uygunluğu netleşiyor.
Düzci, "Obezite cerrahisi bir sihirli değnek değil. Ameliyat, hastanın yaşam tarzını değiştirmesi için bir araçtır. Eğer hasta ameliyat sonrası beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını düzenlemezse, kilo geri alınabilir ve sağlık sorunları tekrarlayabilir" dedi.
Ameliyat Sonrası Dönem: Yeni Bir Yaşamın Kapıları
Ameliyat sonrası ilk aylarda hızlı kilo kaybı yaşanırken, bu sürecin dikkatli yönetilmesi gerekiyor. Hastaların protein, vitamin ve mineral takviyelerini düzenli kullanması, sıvı alımına özen göstermesi ve yavaş yemek yeme alışkanlığı edinmesi kritik önem taşıyor. Dr. Düzci, hastaların yaşam boyu takip edilmesi gerektiğini, beslenme alışkanlıklarının tamamen değişmesi gerektiğini söyledi. Aksi halde kilo alımının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Türkiye'de obezite cerrahisi son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2022 yılında yaklaşık 50 bin obezite cerrahisi gerçekleştirildi. Ancak uzmanlar, bu artışın beraberinde bazı riskleri de getirdiğine dikkat çekiyor. Yetersiz donanıma sahip merkezlerde yapılan ameliyatlar, ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle hastaların deneyimli ve akredite merkezleri tercih etmesi gerekiyor.
Obeziteyle Mücadelede Bütüncül Yaklaşım Şart
Obezite, sadece bireysel bir sorun değil; aynı zamanda toplumsal bir sağlık krizi. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlıklarının küçük yaşta kazandırılması, obeziteyle mücadelede en etkili yöntem. Okullarda verilecek beslenme eğitimi, şekerli içeceklerin vergilendirilmesi ve fiziksel aktiviteyi teşvik eden şehir planlamaları, obezite prevalansını düşürebilir. Dr. Düzci, "Obezite cerrahisi son çare olmalı. Öncelikle koruyucu hekimlik ve yaşam tarzı değişiklikleriyle obezitenin önüne geçmeliyiz" diye konuştu.
Sonuç olarak, obezite cerrahisi, uygun hastalar için etkili bir tedavi yöntemi olsa da, tek başına yeterli değil. Ameliyat sonrası disiplinli bir yaşam, düzenli takip ve psikolojik destek, başarının anahtarı. Obeziteyle mücadelede cerrahi, bir başlangıç; asıl tedavi ise yaşam boyu süren bir taahhüt.