Yüzyıllardır merak konusu olan, İncil ve Tevrat'ta adı geçen Nuh'un Gemisi'nin izleri, Türkiye'nin doğusundaki Ağrı Dağı'nda aranmaya devam ediyor. Son olarak Amerikalı bir araştırma ekibi, dağın doğu yüzeyindeki olağandışı bir yapı üzerinde sondaj çalışması yapmak için izin aldı. Ekip, İncil'de belirtilen geminin boyutları ile birebir örtüştüğü öne sürülen bu doğal oluşumun, gerçekten de Nuh'un Gemisi'ne ait kalıntılar olabileceğini düşünüyor.
Boyutlar İncil'deki Anlatıyla Örtüşüyor
Ağrı Dağı'nın 4 bin 500 metre rakımındaki bu bölge, yaklaşık 150 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde. İncil'in Tekvin Bölümü'nde gemi için verilen ölçüler ise 300 arşın (yaklaşık 135-150 metre) uzunluk, 50 arşın genişlik ve 30 arşın yükseklik olarak geçiyor. Araştırmacılar, yüzeyde görünen bu formasyonun, altında gömülü bir yapıya işaret ettiğini ve jeoradar ile manyetik ölçümlerde anormal bir yoğunluk tespit ettiklerini bildirdi. Amerikalı arkeolog ve kutsal topraklar uzmanı Dr. Aaron Marshall liderliğindeki ekip, konuyla ilgili yaptığı basın açıklamasında, 'Elde ettiğimiz veriler, geminin boyutlarıyla tutarlı, tamamen gömülü bir yapıya işaret ediyor. Bu, tarihin en büyük keşiflerinden biri olabilir' dedi.
Tarih Boyunca Süren Arayış
Nuh'un Gemisi'nin izleri, Hıristiyanlık, Musevilik ve İslam inancında önemli bir yere sahip. Rivayete göre, Büyük Tufan sonrasında gemi, bugün Ağrı Dağı olarak bilinen bölgeye oturmuş ve su çekildikçe gemiye ait kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bu iddialar, 19. yüzyıldan bu yana farklı uluslardan araştırmacıları bölgeye çekmiştir. 1950'lerde yapılan hava fotoğraflarında, aslında bir tekne biçimine benzeyen bu doğal oluşum dikkat çekmiş, 'Nuh'un Gemisi formasyonu' olarak anılmaya başlamıştı. Ancak bugüne kadar yapılan araştırmalar, herhangi bir organik kalıntı ya da ahşap parçası bulunamaması nedeniyle çoğu bilim insanı tarafından bu oluşumun doğal bir jeolojik yapı olduğu görüşü benimseniyor.
Ancak son dönemde ABD'li araştırmacıların yanı sıra, Çinli ve Avrupalı ekiplerin de bölgeye yoğun ilgisi bulunuyor. Özellikle, 3 boyutlu yer altı tarama teknolojilerindeki ilerlemeler, bu tür araştırmaları hızlandırmış durumda. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden Jeolog Prof. Dr. Selim Karahan, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, 'Bu tür iddialar uzun süredir gündemde. Ancak bugüne kadar hiçbir bilimsel kanıt ortaya konulmadı. Sondaj çalışması heyecan verici olsa da, sonuçları bağımsız bilim insanları tarafından değerlendirilmeli' ifadelerini kullandı.
Çalışmalar Hangi Bölgede Yürütülecek?
ABD'li ekip, Ağrı Dağı'nın doğu yüzeyinde, 2 bin 700 metre rakımda bir alanda sondaj yapmayı planlıyor. Bu bölge, daha önce 3 boyutlu görüntüleme yöntemleriyle taranmış ve içinde düzenli bir yapı sinyali veren bir yapı tespit edilmişti. Ekip, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gerekli izinleri aldığını ve çalışmaların bu yaz başlamasının planlandığını açıkladı. Açıklamada, 'Çalışmalarımız bilimsel etik ve Türkiye'nin kültürel mirasına saygı çerçevesinde yürütülecek. Elde edilecek veriler dünya kamuoyuyla paylaşılacak' denildi.
Bölgedeki çalışmaların, yerel yetkililer ve uluslararası arkeoloji camiası tarafından yakından izlenmesi bekleniyor. Konu, Türk basınında da geniş yankı buldu. Kimi uzmanlar bu girişimin turizmi artıracağını düşünürken, kimileri ise bölgenin hassas yapısına dikkat çekiyor.
Bu gelişme, yalnızca dini inançlar açısından değil, aynı zamanda tarih ve arkeoloji dünyası için de önem taşıyor. Nuh'un Gemisi'nin gerçekten var olup olmadığı, eğer varsa bu kalıntıların ona ait olup olmadığı, yapılacak bilimsel çalışmalarla yanıt bulabilir. Ancak şu ana kadar bu tür iddialar defalarca gündeme gelmiş ve her seferinde somut kanıt sunulamamıştı. Yine de bu kapsamlı sondaj çalışması, belki de insanlık tarihinin en büyük sorularından birine ışık tutabilecek önemli bir adım.