ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'a yönelik ekonomik baskıda "son oyuna" girildiğini açıkladı. Bessent, bugün itibarıyla "şimdiye kadarki en büyük mali saldırının" başlatılacağını duyururken, Tahran'la ekonomik ilişkilerini sürdüren ülkelere yaptırım tehdidinde bulundu. Bu hamle, Washington'un İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı uyguladığı maksimum baskı politikasının yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor.
En Büyük Mali Saldırı
Bessent, yaptığı yazılı açıklamada, "İran'ın ekonomik can damarını koparacağız. Bugün başlattığımız saldırı, ülkemizin İran'a yönelik uyguladığı en kapsamlı yaptırım paketini içeriyor" ifadelerini kullandı. Açıklamada, İran'ın petrol ve petrokimya ihracatına yönelik yeni kısıtlamalar getirileceği, yabancı bankaların ve şirketlerin İran'la iş yapması durumunda ABD finans sisteminden dışlanabileceği belirtildi. Bakan, ayrıca İran'ın uluslararası ödeme ağlarına erişimini kesmek için ek adımlar atılacağını kaydetti.
Tahran'la Ticaret Yapanlara Tehdit
Bessent, "İran'la ticaret yapan hiçbir ülke güvende değil. Birçok ülkeyi bu yaptırımlardan muaf tutmuştuk; artık bu muafiyetlerin kaldırılması için görüşmeler yürütüyoruz" dedi. Bu açıklama, özellikle Çin, Hindistan ve Türkiye gibi İran'dan ham petrol ithal eden ülkeleri doğrudan etkileyebilecek bir tehdit olarak yorumlanıyor. Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin küresel petrol piyasalarında arz endişelerini artırabileceğini ve enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini belirtiyor.
Geçmişten Bugüne Yaptırımlar
ABD, İran'a yönelik yaptırımlarını 1979'daki İslam Devrimi'nden bu yana çeşitli dönemlerde uyguladı. Ancak 2015'te imzalanan nükleer anlaşma sonrası yaptırımların bir kısmı kaldırılmıştı. Trump yönetimi, 2018'de anlaşmadan çekilerek 'maksimum baskı' politikasını başlatmış, Biden döneminde ise kısmen gevşetilmişti. Şimdi yeniden sertleşen bu tutum, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla etkisini genişletmesi sonrasında geldi. Uzmanlar, bu yaptırımların İran'da zaten zor durumda olan ekonomiyi daha da sıkıntıya sokacağını ancak Tahran yönetiminin müzakere masasına oturması için yeterli olmayabileceğini savunuyor.
Bu gelişmeler, ABD ile İran arasındaki gerilimi daha da tırmandıracak gibi görünüyor. İran'ın nükleer programı konusunda son dönemde artan endişeler ve bölgedeki güvenlik riskleri, uluslararası toplumun bu yeni yaptırım dalgasına nasıl tepki vereceğini merak konusu haline getiriyor. Ekonomik baskıların sürdürülebilirliği ve uluslararası iş birliğinin koşulları, önümüzdeki günlerde netlik kazanacak gibi duruyor.