İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde olağanüstü bir iddia ortaya attı. Netanyahu, İran'ın oğullarından birine suikast girişiminde bulunduğunu öne sürerek hem iç kamuoyunda hem de uluslararası arenada yankı uyandırdı. Ancak hangi oğlunun hedef alındığına, girişimin ne zaman ve nasıl engellendiğine dair hiçbir ayrıntı paylaşmadı. Bu hamle, seçim anketlerinde geride kalan Netanyahu'nun gündemi değiştirme stratejisi olarak yorumlanıyor.
Suikast İddiasının Perde Arkası
Netanyahu, seçim mitinglerinde yaptığı konuşmada, İran'ın İsrail'i istikrarsızlaştırmak için her yolu denediğini belirterek, kendisinin ve ailesinin hedefte olduğunu söyledi. Ancak iddianın muhatabı olan oğlunun Yair Netanyahu mu, Avner Netanyahu mu, yoksa diğer oğlu mu olduğunu açıklamadı. Ayrıca girişimin hangi tarihte gerçekleştiği, hangi güvenlik biriminin müdahalesiyle engellendiği de belirsizliğini koruyor. İsrail güvenlik kaynakları, olaydan bilgileri olmadığını, ancak Başbakanlık'ın konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadığını iletti.
Seçim Stratejisi ve Sağ Seçmene Mesaj
Netanyahu'nun bu çıkışı, seçim yarışında rakipleri karşısında zorlandığı bir dönemde geldi. Anketler, Netanyahu'nun partisi Likud'un, merkez sağ partiler ve muhalefet karşısında gerilediğini gösteriyor. Uzmanlar, suikast iddiasının, sağ seçmeni birleştirme ve oyları büyük partilere yönlendirme amacı taşıdığını düşünüyor. Netanyahu, daha önce de seçim dönemlerinde güvenlik tehditlerini öne çıkararak oy toplama yoluna gitmişti. Bu kez de İran kartını kullanarak, milliyetçi ve güvenlikçi seçmenin oyunu almak istiyor.
İran'dan ve Muhalefetten Tepkiler
İran tarafından iddialara henüz resmi bir yanıt gelmezken, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, daha önce benzer suçlamaları defalarca reddettiklerini hatırlattı. İsrail'de ana muhalefet lideri Yair Lapid, Netanyahu'yu seçim kampanyası sırasında gerçek olmayan komplo teorileri üretmekle suçladı. Lapid, "Vatandaşlardan gerçekleri değil korkuları istiyor" dedi. Diğer muhalefet partileri de Netanyahu'nun bu hamlesini dikkat çekici bulmakla birlikte, iddiaların ciddiye alınmasından çok seçim taktiği olarak değerlendirileceğini belirtti.
Güvenlik ve Diplomasi Bağlamı
İran ile İsrail arasındaki gerilim, özellikle nükleer program ve bölgesel güç mücadelesi nedeniyle yüksek seviyede devam ediyor. İki ülke geçmişte birbirlerinin diplomatlarına ve vatandaşlarına suikast düzenlemekle suçlanmıştı. İsrail'in Mossad'ın yanı sıra İran'ın da karşı operasyonlar yürüttüğü belirtiliyor. Ancak Netanyahu'nun bu iddiası, mevcut istihbarat raporlarıyla örtüşmüyor. Bu durum, iddianın siyasi amaçlı olabileceği şüphesini güçlendiriyor. Öte yandan, seçimler öncesinde böyle bir açıklamanın, güvenlik endişelerini artırarak toplumda gerilim yaratabileceği de konuşuluyor.
Netanyahu'nun Seçim Geçmişi ve Güvenlik Söylemi
Netanyahu, siyasi kariyeri boyunca güvenlik konularını seçimlerin merkezine koymasıyla biliniyor. 1996 seçimlerinde, muhalefetteyken yaptığı "Onlar barış istiyor, biz güvenlik istiyoruz" kampanyasıyla sürpriz bir zafer kazanmıştı. 2015 seçimlerinde de seçim günü yaptığı "Araplar sandığa akın ediyor" açıklaması, Arap vatandaşları hedef göstererek tartışmalara yol açmıştı. Bu kez de suikast iddiasıyla benzer bir taktik izlediği düşünülüyor. Ancak bu hamle, sadece muhalefetten değil, kendi partisi içinden de eleştiriler alıyor. Bazı Likud milletvekilleri, böyle ciddi bir iddianın kanıtlanmadan ortaya atılmasının güvenilirliği zedeleyeceğini savunuyor.
Netanyahu'nun bu iddiası, seçimlere sayılı gün kala hem İsrail siyasetinde hem de bölgede yeni bir gerilim unsuru olarak kaydedildi. Ancak iddianın doğruluğu hakkında bir bilgi bulunmuyor. Seçmenlerin bu suikast iddiasına nasıl tepki vereceği merakla beklenirken, uzmanlar bu tür bir manevranın kısa vadede etkili olabileceğini, ancak uzun vadede güven bunalımı yaratabileceğini söylüyor.