İsrail'de siyasi deprem büyüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı saldırılarının ardından yaşanan tartışmalarda odağı kendinden uzaklaştırmak için eski güvenlik bürokrasisinin iki önemli ismini hedef aldı. Netanyahu, kendisinin olaylardan önce uyarılmadığını savunurken, eski Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ve İç İstihbarat Teşkilatı Şin Bet (Şabak) Başkanı Ronen Bar'ı "uyanık kalamamakla" dolaylı olarak suçladı. Bu çıkış, İsrail'de 7 Ekim soruşturmasına ilişkin siyasi krizi daha da derinleştirdi.
Netanyahu'nun Savunması ve Suçlamaları
Netanyahu, son kabine toplantısında yaptığı açıklamada, saldırı gecesi kendisinin bilgilendirilmediğini ve bu durumun kendisinin kınanamayacağını gösterdiğini ima etti. Başbakan, "Beni uyandırmadılar. Olayların bu boyutlara ulaşacağını öngörmüş olsaydım, gece yarısı bile gerekli emirleri verirdim. Asıl sorumluluk, istihbaratı ve askeri hazırlığı yönetenlerde" ifadelerini kullandı. Bu sözler, istifa eden Halevi ve görevden alınan Bar'a açık bir gönderme olarak yorumlandı. Netanyahu ayrıca, savaş kabinesinin aldığı kararların kendisinin onayına sunulduğunu, ancak kendisinin yanlış bilgilendirildiğini öne sürdü. Bu açıklamalar, İsrail medyasında geniş yankı bulurken, muhalefet partileri Netanyahu'yu "gerçeklerden kaçmakla" suçladı.
İstifalar ve Siyasi Sonuçlar
7 Ekim sonrası oluşturulan savaş kabinesinde yer alan Herzi Halevi, saldırıların ardından sorumluluğu üstlenerek Mart 2024'te istifa etmişti. Ronen Bar ise, Hamas'ın saldırılarını önleyemediği için kamuoyunda sert eleştirilere hedef olmuş, ancak görevine devam etmişti. Ancak Netanyahu'nun son açıklamaları, ikili arasındaki gerilimi iyice su yüzüne çıkardı. Ayrıca, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın da görevden alınması, Netanyahu'nun güvenlik bürokrasisini şekillendirme çabası olarak değerlendiriliyor. Siyasi analistlere göre Netanyahu, 7 Ekim soruşturmasının kendi koltuğunu hedef almasının önüne geçmek için günah keçileri arıyor. Bu durum, İsrail'de erken seçim tartışmalarını da beraberinde getirdi. Muhalefet lideri Yair Lapid, "Netanyahu ülkeyi yönetemiyor, sadece kendini kurtarmaya çalışıyor" dedi.
Uluslararası Boyut ve Bölgesel Etkiler
Bu iç siyasi kriz, İsrail'in bölgedeki güvenlik duruşunu da etkiliyor. İran'la artan gerilim, Gazze'de süren çatışmalar ve Hizbullah'la yaşanan çatışmalar, İsrail'in güvenlik yapısındaki bu çalkantının bölgesel istikrarı daha da zayıflatabileceğini gösteriyor. Özellikle ABD'nin arabuluculuk çabaları ve ateşkes müzakereleri, Netanyahu'nun iç siyasi hesapları nedeniyle sekteye uğrayabilir. Uzmanlar, bu tür iç hesaplaşmaların düşmanlara fırsat verdiğini, güvenlik birimlerinin morale ihtiyacı olduğu bir dönemde bu tartışmaların tehlikeli olabileceğini vurguluyor.
İsrail'de 7 Ekim soruşturması, toplumun derin yaralarını bir kez daha deşiyor. Saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri, hükümetin hesap verme çağrılarını yineliyor. Netanyahu'nun bu çıkışı, hem güvenlik bürokrasisiyle hem de toplumun geniş kesimleriyle bağlarını daha da geriyor. Bir başbakanın, kendi güvenlik ekibini hedef alması, ülkenin kriz anlarındaki yönetim kapasitesine gölge düşürüyor. İsrail'in önümüzdeki dönemde hem dış tehditlerle hem de iç siyasi çalkantıyla başa çıkmak zorunda kalması, bölgesel dengeleri de derinden etkileyecek gibi görünüyor. Bu tablo, tarihi bir kavşağın habercisi olabilir.