TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul'da etkili olan şiddetli yağışların ardından yaşanan sel felaketine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Odanın açıklamasında, yaşanan yıkımın nedeninin doğal bir afet olmadığı, aksine rant odaklı kentleşme ve bilimsel verileri dikkate almayan imar politikaları olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Sorumluluğu doğaya yüklemeyin" ifadesi kullanılarak, dere yataklarındaki yapılaşmaya ve bilimsel temelden yoksun ıslah projelerine dikkat çekildi.
Dere yatakları imara açıldı
Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul'da son yıllarda yaşanan hızlı kentleşme sürecinde dere yataklarının ve doğal su toplama havzalarının büyük ölçüde imara açıldığını belirtti. Bu durumun, yağış sularının doğal akışını engelleyerek sel riskini artırdığı ifade edildi. Oda, özellikle son yirmi yılda artan yapılaşma baskısıyla birlikte, şehrin betonarme yüzeylerinin genişlediğini ve toprağın su emme kapasitesinin azaldığını vurguladı. Açıklamada, "Yağışlar doğal bir olaydır ancak bu yağışların afete dönüşmesi, insan eliyle yaratılan bir sorundur" denildi.
Oda yetkilileri, sel felaketinin ardından yapılan değerlendirmelerde, meteorolojik uyarıların zamanında yapıldığını ancak bu uyarıların gerektiği gibi dikkate alınmadığını ifade etti. Bilimsel verilerin ışığında hazırlanan uyarıların, yerel yönetimler ve karar mercileri tarafından yeterince ciddiye alınmadığı eleştirisi getirildi. Ayrıca, mevcut altyapı sistemlerinin bu tür şiddetli yağışlara karşı yetersiz kaldığı, kanalizasyon ve drenaj sistemlerinin güncellenmesi gerektiği belirtildi.
Bilimsel temelden yoksun ıslah projeleri
Meteoroloji Mühendisleri Odası, dere ıslah projelerinin bilimsel temelden yoksun olduğunu ve bu projelerin sel riskini azaltmak yerine artırabileceğini savundu. Özellikle derelerin beton kanallara alınması ve doğal yataklarının daraltılması gibi uygulamaların, suyun akış hızını ve debisini olumsuz etkilediği belirtildi. Oda, ıslah projelerinin hidrolojik ve hidrolik modellerle desteklenmesi, iklim değişikliği etkilerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, "Islah adı altında yapılan projeler, doğanın dengesini bozarak daha büyük felaketlere zemin hazırlıyor" ifadelerine yer verildi.
İstanbul'da son yıllarda sıkça yaşanan sel olayları, kentin altyapı ve planlama sorunlarını bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle artan aşırı yağışların, kentlerin dirençliliğini artırmayı zorunlu kıldığını belirtiyor. Meteoroloji Mühendisleri Odası da bu bağlamda, kent planlamasında meteorolojik verilerin ve iklim projeksiyonlarının temel alınması gerektiğini hatırlattı. Oda, yerel yönetimleri ve merkezi hükümeti, bilimsel kurumlarla işbirliği yapmaya ve doğa temelli çözümleri benimsemeye çağırdı.
Çözüm önerileri
Oda, sel felaketlerinin önlenmesi için bir dizi öneri sıraladı. Bunlar arasında, dere yataklarının ve su havzalarının korunması, imar planlarının bilimsel verilere dayandırılması, altyapı sistemlerinin iklim değişikliğine uyumlu hale getirilmesi, yeşil alanların ve geçirimli yüzeylerin artırılması, erken uyarı sistemlerinin etkinleştirilmesi ve toplumun bilinçlendirilmesi yer aldı. Ayrıca, Meteoroloji Mühendisleri Odası'nın karar alma süreçlerine daha fazla dahil edilmesi gerektiği vurgulandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, sel felaketinin ardından hasar tespit çalışmalarına başladı. Ancak Meteoroloji Mühendisleri Odası, sorunun sadece acil müdahale ile çözülemeyeceğini, kalıcı ve bilimsel çözümlerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Oda, "Doğaya karşı değil, doğayla uyumlu bir kentleşme modeli benimsenmelidir" çağrısında bulundu.
Sonuç olarak, İstanbul'da yaşanan sel felaketi, kentleşme politikalarının ve altyapı yatırımlarının gözden geçirilmesi gerekliliğini ortaya koydu. Meteoroloji Mühendisleri Odası'nın açıklaması, sorumluluğun doğaya yüklenmemesi gerektiğini vurgularken, bilimsel ve planlı bir yaklaşımın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Kentin geleceği için doğa temelli çözümler ve bilimsel verilerle desteklenen politikalar kaçınılmaz görünüyor.