Antalya'nın Kekova Adası açıklarında gerçekleştirilen sualtı kazılarında, dünya sualtı arkeoloji tarihinde bir ilk olarak nitelendirilen 4 bin 700 yıllık bir kargo gemisi batığı bulundu. Mısır'daki Giza Piramitleri ile aynı döneme tarihlenen batık, bugüne kadar keşfedilen en eski gemi enkazı olma özelliğini taşıyor. Keşif, Akdeniz'in derinliklerinde binlerce yıl boyunca korunan bir ticaret gemisinin gün yüzüne çıkarılmasıyla sualtı arkeolojisi alanında yeni bir sayfa açtı.
Kazı çalışmaları ve buluntular
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle, Akdeniz Üniversitesi Sualtı Arkeolojisi Araştırma Merkezi tarafından yürütülen kazılarda, gemiye ait ahşap parçalar, seramik kaplar ve çeşitli ticari eşyalar bulundu. Batığın, MÖ 2700'lü yıllara, yani Erken Tunç Çağı'na ait olduğu belirlendi. Bu dönem, Mısır'da piramitlerin inşa edildiği ve Akdeniz'de yoğun ticaretin yaşandığı bir zaman dilimine denk geliyor. Kazı başkanı Prof. Dr. Hakan Öniz, yaptığı açıklamada, "Bu batık, sadece Türkiye'nin değil, dünya denizcilik tarihinin de en önemli keşiflerinden biri. Geminin yükü, o dönemdeki ticaret ağları hakkında bize eşsiz bilgiler sunacak" dedi.
Batığın bulunduğu bölgede yapılan dalışlarda, geminin yaklaşık 15 metre uzunluğunda olduğu ve kereste türünün Lübnan sediri olduğu tespit edildi. Bu tür ahşabın o dönemde özellikle Doğu Akdeniz'de gemi yapımında yaygın olarak kullanıldığı biliniyor. Ayrıca, geminin taşıdığı seramiklerin bir kısmının Kıbrıs ve Girit kökenli olduğu, bu da geminin geniş bir coğrafyada ticaret yaptığını gösteriyor.
Tarihi bağlam ve önemi
MÖ 2700 yıllarına tarihlenen bu gemi batığı, o dönemde Akdeniz'de var olan deniz ticaretinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Giza Piramitleri'nin inşa edildiği dönemde, Mısır ile Anadolu ve Ege arasında yoğun bir ticaret ağının olduğu biliniyordu; ancak bu kadar eski bir geminin kalıntılarına rastlanmamıştı. Batığın keşfi, Tunç Çağı denizciliği ve ticaret yolları hakkındaki bilgilerimizi yeniden şekillendirebilir.
Uzmanlar, batığın korunma durumunun da dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Deniz dibindeki oksijensiz ortam sayesinde ahşap ve organik malzemelerin büyük ölçüde çürümeden kaldığı ifade ediliyor. Bu durum, gelecekte yapılacak bilimsel çalışmalar için büyük bir fırsat sunuyor. Kazı ekibi, batıktan çıkarılan parçaların restorasyon ve analiz için laboratuvara götürüldüğünü, detaylı yaş tayini ve DNA analizlerinin sürdüğünü açıkladı.
Gelecek çalışmalar ve koruma
Bölgede önümüzdeki aylarda kapsamlı bir sualtı kazısı daha planlanıyor. Amaç, geminin tamamını ortaya çıkarmak ve çevresel faktörlerden korumak. Kültür ve Turizm Bakanlığı, batığın bulunduğu alanın sit alanı ilan edilerek dalış turizmine kapatılabileceğini ve özel bir koruma programı başlatılabileceğini duyurdu. Ayrıca, buluntuların bir kısmının Antalya Müzesi'nde sergilenmesi bekleniyor.
Bu keşif, Türkiye'nin sualtı arkeolojisindeki potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Kekova Adası ve çevresi, zWatten derinliklerinde barındırdığı tarihi kalıntılarla gelecekte de önemli keşiflere ev sahipliği yapabilir. Uzmanlar, bölgenin sistematik olarak taranması gerektiğini vurguluyor.
Dünya sualtı arkeoloji tarihinde bir dönüm noktası olan bu keşif, geçmişin izlerini günümüze taşıyarak, insanlığın denizcilik serüvenine ışık tutuyor. Antalya'nın turistik ve kültürel zenginliklerine bir yenisinin eklenmesi, bölgenin cazibesini artırırken, bilim dünyası için de paha biçilmez bir kaynak oluşturuyor.