İki futbol sahası büyüklüğünde mera arazisi üzerine ev inşa eden Abdulhalik Taşkın, yapının etrafını 7 metrelik duvarlarla çevreleyip güvenlik kameraları yerleştirdi. Taşkın, kendisini savunurken “Herkes yapıyor” ifadesini kullandı. Olay, kamu arazilerinin izinsiz kullanımı ve imar affı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Mera Arazisinde İnşa Edilen Yapı
Edinilen bilgilere göre Abdulhalik Taşkın, mera statüsündeki yaklaşık iki futbol sahası büyüklüğündeki arazi üzerine bir ev yaptı. Yapının çevresini 7 metre yüksekliğinde duvarla örten Taşkın, ayrıca güvenlik kameraları taktırarak bölgeyi gözetim altına aldı. Mera arazileri, hayvancılık faaliyetleri için ayrılmış ve imara kapalı alanlar olarak biliniyor. Bu tür arazilerde izinsiz yapılaşma, hem hukuki hem de çevresel açıdan sakıncalar doğuruyor.
Taşkın’ın savunması ise tartışmanın merkezinde: “Herkes yapıyor.” Bu ifade, benzer ihlallerin yaygınlığına işaret etse de hukuki bir geçerlilik taşımıyor. Uzmanlar, mera vasfındaki arazilerin keyfi kullanımının tarım ve hayvancılık politikalarına zarar verdiğini vurguluyor.
Kamu Arazilerinde İzinsiz Yapılaşma Sorunu
Türkiye’de mera ve kamu arazileri üzerindeki izinsiz yapılaşma uzun süredir tartışılagelen bir konu. 2018’de çıkarılan imar affı düzenlemesiyle milyonlarca yapı kayıt altına alınmış, ancak mera arazileri bu kapsamın dışında tutulmuştu. Buna rağmen denetim eksiklikleri nedeniyle birçok bölgede benzer ihlallerin sürdüğü biliniyor.
Taşkın’ın durumu, bu denetim boşluğunun somut bir örneği olarak değerlendiriliyor. Yerel yönetimlerin ve ilgili bakanlıkların mera arazilerini korumakla yükümlü olduğu hatırlatılırken, vatandaşların da bu alanları ihbar etmesi gerektiği belirtiliyor. Ancak pratikte yaptırımların yetersiz kaldığı ve caydırıcılığın düşük olduğu dile getiriliyor.
Uzmanlardan Uyarı: Mera Vasfı Değiştirilemez
Tarım hukuku uzmanları, mera arazilerinin özel mülkiyete konu olamayacağını ve vasfının ancak çok istisnai durumlarda değiştirilebileceğini hatırlatıyor. Bu tür arazilerin izinsiz işgali, hem idari para cezası hem de yıkım kararıyla sonuçlanabiliyor. Ancak süreçlerin uzunluğu ve yargı yoluna gidilmesi, uygulamada gecikmelere yol açıyor.
Öte yandan, mera arazilerinin betonlaşması, otlatma alanlarının daralmasına ve hayvancılık faaliyetlerinin olumsuz etkilenmesine neden oluyor. Bu durum, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma hedefleriyle çelişiyor. Taşkın’ın yapısının da benzer bir zincirin halkası olduğu ifade ediliyor.
Yerel Halkın Tepkisi ve Yetkililerin Tutumu
Bölge sakinleri, mera arazisindeki yapılaşmadan rahatsız olduklarını belirtiyor. Bazı vatandaşlar, “Herkes yapıyor” söyleminin bir haklılık gerekçesi olamayacağını, aksine denetimsizliğin itirafı olduğunu söylüyor. Yetkililerin konuyla ilgili inceleme başlattığı ve yapının hukuki durumunun tespit edileceği öğrenildi. Ancak henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Benzer vakalarda, yapı sahiplerine tebligat yapılması ve yıkım kararı alınması süreçleri aylar sürebiliyor. Bu da caydırıcılığı azaltıyor ve “nasılsa bir çözüm bulunur” beklentisini güçlendiriyor.
Sonuç: Bireysel Savunma Yerine Etkin Denetim
Abdulhalik Taşkın’ın “Herkes yapıyor” savunması, kamu arazilerinin korunması konusunda toplumsal bilincin ve denetim mekanizmalarının yetersızlığını gözler önüne seriyor. Mera arazileri, sadece bugünün değil gelecek nesillerin de tarım ve hayvancılık ihtiyaçları için korunması gereken alanlar. Bireysel ihlallerin önüne geçmek için yerel yönetimlerin düzenli denetim yapması, cezaların etkin uygulanması ve toplumsal farkındalığın artırılması şart. Aksi halde “herkes yapıyor” cümlesi, hukukun üstünlüğünün yerine geçen bir klişe olarak kalmaya devam edecek.