Marmara Denizi'nde beklenen büyük depreme ilişkin uzmanların senaryoları güncelleniyor. Yer bilimciler, olası depremin büyüklüğünün 6 ile 7,5 arasında değişebileceğini, hatta birden fazla fay segmentinin aynı anda kırılması durumunda daha yıkıcı bir tablonun ortaya çıkabileceğini vurguluyor. Bu senaryolar, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi'ndeki kentsel dönüşüm ve afet hazırlık çalışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Uzmanların Kırılma Senaryoları
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile üniversitelerin jeofizik bölümlerinden araştırmacılar, Marmara Denizi tabanındaki Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın (KAF) segmentlerine dair farklı kırılma modelleri üzerinde çalışıyor. En çok üzerinde durulan senaryo, Adalar fayı, Kumburgaz fayı ve Tekirdağ fayının tek bir kırılma ile domino etkisi oluşturması. Bu durumda depremin büyüklüğü 7.5'e ulaşabilir. Ancak bazı modellemeler, fay segmentlerinin ayrı ayrı kırılması durumunda depremin 6 ila 6.8 arasında kalabileceğini öngörüyor.
Son yıllarda yapılan deniz tabanı araştırmaları, fay hatlarının geçmişte hem birlikte hem de ayrı ayrı kırıldığını ortaya koyuyor. 1766 depremi, bu bölgedeki birden fazla fayın aynı anda kırıldığına dair en önemli tarihsel kanıt olarak gösteriliyor. Uzmanlar, 250 yıldan uzun süredir büyük bir deprem üretmeyen bu fay hattında enerji birikiminin devam ettiği konusunda hemfikir.
Hazırlıklar Büyüklük Tartışmasından Bağımsız
Deprem uzmanları, büyüklük senaryoları arasındaki farkın asıl önemli olmadığını, her senaryoya göre hazırlıklı olunması gerektiğini belirtiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) deprem risk haritalarına göre, kentteki yapı stoğunun önemli bir bölümü olası bir 7.5 büyüklüğündeki depreme dayanıklı değil. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması, acil toplanma alanlarının artırılması ve yapı envanterinin çıkarılması gibi konular öncelikli başlıklar arasında.
AFAD ve Kandilli Rasathanesi'nin ortak yürüttüğü ulusal deprem stratejisi çalışmalarında, Marmara Bölgesi'ndeki 15 milyonluk nüfusun afet sonrası ihtiyaçlarının karşılanması için lojistik planlamalar güncelleniyor. Ayrıca, İstanbul'da 39 ilçede mikro bölgeleme çalışmaları tamamlanarak zemin sıvılaşması riski yüksek bölgeler belirlenmiş durumda.
Uzmanlardan Ortak Çağrı: Hazırlık Şart
Yer bilimcilerin ortak görüşü, depremin ne zaman olacağının bilinemeyeceği ancak her an olabileceği gerçeğiyle yaşamak ve hazırlıkları buna göre yapmak. Prof. Dr. Naci Görür, deprem büyüklüğünden çok kayıpların önlenmesine odaklanılması gerektiğini vurgulayarak, "Marmara'da 7.5'i de 6.5'i de yaşasak, hazırlıksız yakalanırsak sonuçları ağır olur. Depremle yaşamayı öğrenmek zorundayız" diyor. Benzer şekilde, deprem mühendisleri de binaların güçlendirilmesi ve denetimlerin artırılması gerektiğinin altını çiziyor.
Bölgede sanayi tesislerinin yoğunluğu, doğalgaz hatları ve kimyasal tesisler gibi riskli unsurlar da göz önünde bulundurulduğunda, depremin ekonomik etkilerinin de büyük olacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları, afet yönetimine yönelik yatırımların artırılması çağrısında bulunuyor.
Tüm bu tartışmalar ışığında, Marmara'da depreme hazırlık çalışmalarının büyüklük senaryolarından bağımsız olarak ele alınması, can ve mal kaybını en aza indirmek için kritik önem taşıyor. Bilim insanları, toplumsal farkındalığın artırılması ve her bireyin deprem anında ne yapacağını bilmesinin, senaryolardan daha etkili olacağını hatırlatıyor.