İktisatçı Mahfi Eğilmez, ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin altın ve gümüş fiyatları üzerindeki etkisini değerlendirdi. Savaş beklentilerine rağmen bu değerli metallerin düşüş göstermesini 'değişen küresel dinamikler' ile açıklayan Eğilmez, yatırımcıların geleneksel güvenli liman anlayışından uzaklaştığını belirtti. Özellikle artan enflasyon endişesinin faiz beklentilerini yükselttiğini ve bunun da yatırımcıları tahvillere yönelttiğini ifade etti. Merkez bankalarının nakit ihtiyacı nedeniyle altın satışına yönelmesinin de düşüşte etkili olduğunu kaydetti.
Altın ve gümüş neden değer kaybetti?
Eğilmez, jeopolitik krizlerde genellikle altın ve gümüş gibi güvenli liman varlıklarının değer kazandığını ancak bu kez farklı bir senaryo yaşandığını belirtti. ABD-İran çatışmasının ardından yükselen enflasyon beklentileri, merkez bankalarının faiz artırımına gitme olasılığını güçlendirdi. Bu durum, tahvil getirilerini cazip hale getirerek yatırımcıların altından çıkmasına neden oldu. Ayrıca Çin ve Rusya merkez bankalarının rezervlerini nakde çevirmek için altın sattığına dikkat çekti. Bu satış dalgası, fiziki altın fiyatlarını aşağı çekti. Gümüş fiyatları ise altınla paralel bir seyir izleyerek benzer nedenlerle geriledi.
Yeni yatırım trendleri
Mahfi Eğilmez, yatırımcıların artık sadece jeopolitik risklere değil, aynı zamanda makroekonomik verilere ve para politikalarına odaklandığını vurguladı. 'Eskiden savaş çıktığında altın alınırdı. Şimdi ise enflasyon ve faiz beklentileri daha belirleyici' dedi. Özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararlarının altın ve gümüş fiyatları üzerinde doğrudan etkili olduğunu hatırlattı. Yatırımcıların tahvil gibi faiz getirili varlıklara yönelmesi, değerli metallerin cazibesini azalttı. Eğilmez, bu yeni dengede altın ve gümüşün kısa vadede baskı altında kalmaya devam edebileceğini ancak uzun vadede enflasyon riskinin tekrar değerlenmeye yol açabileceğini söyledi.
Eğilmez'in analizi, altın ve gümüşün klasik işlevlerini yitirdiği bir döneme işaret ediyor. Küresel finans piyasalarının karmaşıklaşması, yatırımcıların sadece duygusal tepkilerden değil, rasyonel beklentilerden hareket ettiğini gösteriyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde değerli metal fiyatlarının tahvillere, faiz oranlarına ve enflasyon verilerine daha duyarlı olacağı anlamına geliyor.